(2918 S. K. m. 98, 108)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Patnos Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.7.2003 tarih ve 2001/245-2003/139 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, bir kısım müvekkillerinin müşterek miras bırakanı İsmet E'in sevk ve idaresindeki aracın, şarampole yuvarlanarak kaza yapması sonucu sürücü İsmet E ile diğer müvekkillerinin murisleri Şevket Y ve Saim E'in hayatlarını kaybettiklerini, destekten yoksun kalındığını, aracın kaza tarihini kapsar trafik sigorta poliçesinin bulunmadığını iddia ederek, Adil Y için 6 milyar TL, Selahattin, Sadullah, Nurşah, ve Şahin Y için 250 şer milyon TL, Nazime E için 6 milyar TL ve diğer müvekkilleri için 250 şer milyon TL'nin davalı Trafik Garanti Sigorta Hesabı'ndan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazazedelerin hatır için taşındıklarını, müvekkilinin sorumluluğunun doğmadığını, kusur oranı ve tazminat miktarının tespit edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafın KTK.nun 108 nci maddesi uyarınca zarardan sorumlu bulunduğu, aynı Yasa'nın 92 nci maddesinde hatır taşımasının kapsam dışında olduğuna dair düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı Nazime E için 6 milyar TL, Adül Y için 4.871.993.253 TL ve Sabahattin Y için 52.887.897 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, trafik sigorta poliçesi bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının davalı Trafik Garanti Sigorta Hesabı'ndan tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların miras bırakanlarının içerisinde bulundukları 65 D.. 339 plakalı aracın kaza anında geçerli trafik sigorta poliçesinin bulunmadığı iddiasıyla dava açılmıştır. Davalı tarafın sorumlu olacağı zararlar ve zarara uğrayanların hangi koşullarda başvuruda bulunacağı KTK.nun 98/3 ile 108/2 ve Yönetmeliğin 8 nci maddelerinde ayrıntılı bir biçimde saptanmıştır. İstenebilecek zararlardan biri de, trafik sigortası yaptırmaksızın trafiğe çıkarılan motorlu aracın kişilere verdiği bedeni zararlardır. Ancak, Karayolu Garanti Sigortası Hesabı'nın sorumluluğu, işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca sınırlandırılmıştır. Başka bir anlatımla, zarar görenlerin işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümler dışındaki genel hükümlere dayalı zarar istemlerinden sorumluluğu söz konusu değildir. Bunlardan biri de, hatır yolcularının maruz kaldığı zararlardır.
Nitekim, Yönetmeliğin 15/b maddesinde de hatır için karşılıksız taşınan kişiler ile hatır için aracın karşılıksız verildiği kişiye gelen bedensel zararlardan davalı tarafın sorumlu olmayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. O halde, davalı vekili, ölen desteklerin hatır için taşındığı savunmasında bulunduğuna göre, bu savunma üzerinde durulup, hatır taşıması olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, dava konusu kazada aracın kullanıcısı davacı Nazime E'in eşi İsmet E, oğulları Saim E ile diğer davacıların miras bırakanı Şevket Yhayatlarını kaybetmiştir. Kaza tek taraflı olup, ölen İsmet E tam kusurludur. Mahkemece, bilirkişi raporuna istinaden davacı Nazime'ye oğlu Saim'den dolayı destek tazminatına hükmedilmiştir. Davalı tarafın KTK.nun 108 ve Fon Yönetmeliğinin 8/b maddesine göre üçüncü kişi zarar görene ödeme yaptıktan sonra, aynı yasa hükmü ile yönetmeliğin 5/c ve 17 nci maddeleri uyarınca olayda tam kusurlu olan sürücü mirasçılarına rücu hakkı bulunup, davacı Nazime'nin mirasçı sıfatıyla bu zarardan sorumluluğu söz konusu olacağına göre, alacaklı ile borçlu sıfatının birleşme durumu olup olmadığının değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) ve (2) açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy