(818 S. K. m. 162, 167)
Dava : Taraflar arasında görülen davada İ Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.03.2003 tarih ve 2002/624 - 2003/340 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın çeşitli kredi sözleşmelerinden dolayı dava dışı İsmet 'ten alacağı bulunduğu, bu alacağın yapılan icra takipleri neticesinde kesinleştiğini, İsmet in anılan borçları nedeniyle davalının keşide ettiği dört adet senedin müvekkiline tevdi edildiğini, senetlerin vadesinde ödenmediğini ileri sürerek, 70.000 USD.nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı İsmet'den alacağı daire karşılığı senetlerin verildiğini, daha sonra satış sözleşmesinin feshedildiğini, bu nedenle senetlerin karşılıksız kaldığını, bunun yanında senetlerin tanzim tarihlerinin olmaması nedeniyle bono niteliğinde olmayıp ciro yoluyla bankaya temlik edilemeyeceğini, ancak alacağın temlikinin söz konusu olabileceğini, bu durumda senetlerin karşılıksız kaldığı def'ini davacıya karşı ileri sürebileceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, dava dışı İsmet ile davalı arasında gayrimenkul alımı konusunda düzenlenen senetlerin davacıya ciro yolu ile verildiği, senetlerde tanzim tarihinin bulunmaması nedeniyle bono niteliğinin bulunmayıp adi senet niteliğinde oldukları, davacıya devrinin ancak temlik suretiyle olması gerektiği senetlerdeki ciroya yönelik ibarenin temlik olarak düşünülemeyeceği, BK.nun 162 nci maddesindeki şartların gerçekleşmediği, feshedilen konut satış sözleşmesine göre de senetlerin bedelsiz kaldıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı kredi borçlusu tarafından davacı bankaya kredi borcuna mahsuben verilen davalının keşidecisi olduğu senetlerin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin isabetli olarak belirlediği üzere, davaya konu senetler üzerinde tanzim tarihlerinin bulunmaması nedeniyle kambiyo senedi vasfında olmadıkları, ciro yolu ile davacı bankaya devrinin geçerli olmayacağı, davacıya devrinin şartları mümkün olduğu taktirde temlik suretiyle olabileceği mutlaktır.
Mahkemece, BK.nun 162 nci madde şartlarının gerçekleşmediği ve sözleşmenin feshi nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek genel kredi sözleşmesinin 17 ile ferdi kredi sözleşmesinin 12 nci maddeleri ve gerekse BK.nun 162 nci maddesi uyarınca alacağın temliki şartlarının gerçekleştiği, dolayısıyla senetlerin davacı bankaya temlik edildiği kabul edilse dahi, davalının BK.nun 167 nci maddesine göre alacağı temlik alan bankaya karşı def'i hakkının bulunduğu, somut olayda davalı, dava dışı İsmet 'den daire satın almak amacıyla bu sentleri verdiğini, daire alamadığını, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığını savunmuş ise de, gerek daire satım sözleşmesinin yapılmış olduğu ve gerekse anılan senetlerin bu ilişki nedeniyle verilmiş olduğu savunmasını destekleyecek dava dışı kredi borçlusu İsmet in beyanından başka delili bulunmamaktadır. Bu durumda davaya konu senetlerden dolayı davacının borcundan kurtulmuş olduğunu söylemek mümkün değildir. O halde mahkemece işin esasına girilerek davacı bankanın alacaklı olduğu miktarın belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy