(818 S. K. m. 108) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.07.2003 tarih ve 2001/1381-2003/887 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2004 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki 02.09.1999 tarihli sözleşmeyle müvekkilinin davalı şirketten ( 30 ) milyon TL alış veriş yapan her müşterisine ( 1 ) milyar TL teminatlı ferdi kaza poliçesi keseceğinin, davalının da her poliçe için ( 562.500.-TL + KDV ) ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, 03.09.1999-07.01.2000 vadeli bu sözleşme kapsamında davalının ( 6400 ) poliçe bedelini taahhüt ettiğini, bu sözleşmeden dolayı müvekkilinin ( 4734 ) adet poliçe bedeli ( 3.062.306.250.- ) TL alacaklı olmasına karşın sözleşme gereği verilen iki adet çekin davalı tarafından haksız olarak takibe konulduğunu ileri sürerek, müvekkilinin takibe konu borcunun bulunmadığının tespitini ve %40 kötüniyet tazminatının tahsilini, çeklerin icrada tahsili üzerine davalıya yapılan ödemenin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, kendi edimini yerine getirmediğini, dava konusu çeklerin davacı tarafından reklamının yapılması karşılığında verildiğini ve bu reklamın da yapıldığını savunmuştur.
Mahkemece, sözleşmeye, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının sözleşmeyle üstlendiği edimlerini yerine getirdiğini, birden fazla müşteri için bir poliçe düzenlenmesi ve poliçe yerine sertifika verilmesinin sözleşmeye aykırı olmadığı, davalının düzenlenen poliçelerden doğan borcunu ödememesi nedeniyle davacının reklamını yapmış olduğu varsayılsa bile sözleşmenin sona ermesinden sonra reklam için aldığı ileri tarihli iki adet çeki tahsilinin haksız olduğu, çünkü BK.nun 108 nci maddesince davacının mütemerrüt davalıya vaadettiği şeyi vermekten kaçınabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ( 3.948.100.000.- ) TL.nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeyle 03.09.1999-07.01.2000 tarihleri arasında davacı sigorta acentesince davalının işlettiği hipermarketten belli bir miktarın üzerinde alışveriş yapan her müşteriye bir milyar lira teminatlı ferdi kaza poliçesi kesilmesi, davalının her poliçe için ( 562.500.-TL + KDV ) ödemesi, sözleşme süresi boyunca en az ( 6400 ) adet poliçe sayısına ulaşılması, ayrıca, davacının, reklam kampanyasında kullanması için ( 3.500.000.000.- ) TL.yı ( 6 ) adet çekle ödemesi kararlaştırılmıştır.
İşbu davada davacı tarafça, bedeli ödenmemiş kesilen ( 1923 ) poliçe bedeli ile kesilmediği halde davalıca taahhüt edilen ( 2811 ) poliçe bedelinden doğan ( 3.062.306.250.- ) TL bakiye alacaktan sorumlu olan davalının reklam kampanyasında kullanılmak üzere verilen çeklerden ( 910.000.000.- ) TL ve ( 930.000.000.- ) TL bedelli son ikisinin haksız olarak icra takibine konulduğu iddia edilerek, yargılama sırasında icra yolu ile tahsil edilen çek bedelleri ve fer'ilerinin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmeden kaynaklanan ve sonradan istirdada dönüşen menfi tespit istemi ile açılan davanın çözümü için, sözleşmeyle davalının üstlendiği reklam kampanyası hizmeti edimini yerine getirip getirmediği, üstlendiği bu iş için yaptığı harcamalardan hak kazandığı hizmet ücretinin ne olduğu irdelenip araştırılmadan, BK.nun 108 nci maddesi hükmüne yanlış anlam verilerek, davalının reklam kampanyası yükümünü yerine getirdiği varsayılsa bile davacının vaat ettiği şeyi vermekten kaçınabileceği gerekçesi ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, sözleşmenin 4 ncü maddesiyle hedeflenen ( 6400 ) poliçe sayısının fiilen poliçe kesilmese bile bedelinin davalı tarafından garanti edilip edilmediğinin değerlendirilmemesi ve ayrıca hedeflenen poliçe sayısına ulaşılamama nedenlerinin irdelenmemesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy