(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104/3)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.7.2002 tarih ve 2002/144-2002/252 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket işçilerinin kullandığı yerde yapılan kontrollerde kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, bedelinin tahsili için girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve sunulan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibin 642.184.840.TL üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tazminat alacağının, önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, İİK.nun 67 nci maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra-inkar tazminat talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, BK.nun emredici nitelikteki 104/3 nci maddesindeki faiz borcuna faiz yürütülmesi yasağına aykırı şekilde, asıl alacak ve faiz ayrımı yapmaksızın bilirkişice hesaplanan faizli toplam miktara yönelik itirazın iptaline karar verilmesi, kabul şekli bakımından isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy