(2004 S. K. m. 72/6)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.09.2002 tarih ve 2001/995-2002/671 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, üyesi bulunduğu davalı kooperatife ait sulama kuyularından ürünlerini suladığını, sulama bedelleri belirlenmeden üyelerden sulanacak araziler için teminat senedi alındığını, kendisinden de 2.000.000.000.-lira bedelli bono alındığını, ihtarname gönderilerek 2.066.550.000.-lira borçlu olduğunun bildirildiğini, oysa bu miktar sulama yapmadığını, sulama listesinin gerçek liste olmadığını ileri sürerek, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalılardan kooperatif dışındaki müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafından dava açılmasından sonra bono bedelinin ödendiğini, davanın konusuz kaldığını, senet uygulamasının tüm üyelere yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davaya konu bononun davacı tarafından hiçbir itirazı kayıt ileri sürülmeden ödendiği, yazılı delil olan bononun bedelsizliğinin, davacı yanca yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından üyesi olduğu davalı kooperatife verilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu bononun davacı tarafından sulama borcuna mahsuben davalı kooperatife teminat senedi olarak verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının davalı kooperatife gerçekten bonoda yazılı miktar kadar borcu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar davacı yargılama sırasında bono bedelini davalı kooperatif hesaplarına ödemiş ise de, bono bedelinin ödenmesinden önce iş bu davanın açılmış olması, davacının bonodan dolayı borçlu olmadığı iradesini göstermiş olmakla bu dava bir ihtirazı kayıt niteliğindedir. Bu nedenle, tedbir istemi tensiple reddedilmiş olmasına göre, davacının bono bedelini ödemiş olması davacının borcu kabul ettiği anlamına gelmediğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, İİK.nun 72/6 ncı maddesi uyarınca menfi tespit isteminin istirdat davasına dönüştüğünün kabulü ile, davalı kooperatifin tüm kayıtlarının incelenerek, davacının yaptığı sulama miktarı ve ödenmesi gereken sulama bedelinin belirlenmesi, gerçekten borçlu olup olmadığının yada ne miktar borçlu olduğunun tespiti ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy