(1163 S. K. m. 16, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.6.2003 tarih ve 2003/45-2003/383 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif yönetim kurulu üyesi iken, haksız olarak, bu görevine 15.10.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile son verildiğini ileri sürerek, anılan yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklıktan ihraç kararı dışındaki yönetim kurulu kararları için doğrudan dava açılamayacağını, davacının birlik temsilcisi sıfatını da kaybetmiş olduğundan yönetim kurulu üyeliğinin sona ermiş olduğunu, dava tarihinden önce yapılan genel kurulda birlik organlarının yeniden belirlendiğini, bu yönde de davanın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulunun ortaklıktan ihraç dışındaki kararları aleyhine genel kurulda itirazda bulunulmadan açılan davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yönetim kurulu üyeliğinden çıkarılma kararının iptali istemine ilişkindir. Davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesi hakkındaki karar, davalı birliğin yönetim kurulu tarafından alınmıştır.
Kural olarak, yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamaz. Ancak, yönetim kurulunun aldığı karar bir ortağı ya da temsilciyi doğrudan doğruya ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelikte ise, bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Dava konusu olaya ilişkin karar, davacıyı doğrudan ilgilendiren ve haklarını ortadan kaldıran nitelikte bir karardır. Buna göre; mahkemece davacının dava hakkı bulunduğunun kabulü ile, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. .
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre; davacı vekilinin esasa ilişen diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy