(4822 S. K. m. 38) (4077 S. K. m. 3/c, 10, 23/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.06.2003 tarih ve 2002/884-2003/604 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2004 günde davalı avukatı İbrahim A gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 17.04.2000 tarihinde davalı banka şubesinden ( 124.099.080.000 ) TL miktarlı konut kredisi kullandığını, kredinin teminatı olarak 5 nci sene sonundaki faizli bakiye olan ( 174.962.565.368.- ) TL bedelle adına kayıtlı meskeni davalı banka lehine karz ipoteği verdiğini, hal böyle iken davalı bankanın kredinin dövize endeksli olduğundan bahisle borç miktarını telafi edilemeyecek rakamlara ulaştırıp, müvekkili aleyhine icra takiplerine giriştiğini, icra tehdidi altında müvekkilince ödemelerde bulunulduğunu, 5 nci yılın sonunda ( 174.962.565.368.- ) TL tahsil etmesi gereken bankanın daha 2 nci yıl davalıdan ( 320.144.000.000.- ) TL tahsil ettiğini ileri sürerek, öncelikle kullanılan kredinin TL kredi olduğunun ve sorumlu olunan bedelin tespitine, bu miktarın yapılan ödemeden mahsubu ile fazla ödenen bakiye kısmın davalıdan tahsiline, tahsili gereken miktara ödeme tarihinden itibaren USD bazda %15, 6 faiz oranı uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından davacıya dövize endeksli konut kredisi kullandırıldığı, davacının imzaladığı geri ödeme planına göre borcun taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılmış ise de, 14.12.2001 tarihli taksit vadesinde ödenmediğinden tüm borcun muaccel hale geldiğini, ihtarname keşidesine rağmen borç ödenmeyince borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve borçlu ile kefili hakkında da kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takip yapıldığını, davacının istirdat davası açabilmesi için maddi hukuk bakımından borcunun bulunmamasının gerektiği oysa borçlu olduğu, davacının icra takipleri derdest iken ödeme yapmış olması nedeniyle isteminin İİK.nun hükümlerine dayandırmasının gerektiğini, İİK.nun 72 nci maddesi uyarınca davanın dinlenebilmesi için takibe itiraz edilmemiş olması yada itirazın tetkik merciince kaldırılmış olmasının gerektiği, davacının takiplere itiraz ettiği, bu itirazların tetkik merciince incelenerek kaldırılmadığı, bilahare davacının feragati nedeniyle reddedildiğini, davacının borcunu icra takip dosyasına değil haricen rızası ile ödediğinin, cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödemenin bulunmadığını, davacının borcunu ödediği tarihte halen ( 151.167.774.138.- ) TL bakiye borcunun bulunduğunu, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının bankadan ( 210.000 ) USD tutarlı dövize endeksli kredi kullandığı, davacının fazla ödemesinin değil tersine bankaya borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, dövize endeksli konut kredi sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir.
06.03.2003 kabul ve 14.03.2003 yayın tarihli 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 38 nci maddesi hükmü uyarınca dava konusu olaya uygulanacak hükümlerin kanunun yayınlanmasından 3 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmekle, 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/c, 10 ve 23/1 nci maddesi hükümleri karşısında, bu davaya bakmak tüketici mahkemelerinin görevine girmektedir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kuralları kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesini temin amacıyla hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy