(6762 S. K. m. 531, 532)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.07.2003 tarih ve 1998/698-2003/335 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin ortakları iken 1994 yılında şirketteki paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldıklarını, devirden önceki dönemde şirket defterlerinin tutulması için davalıların ortağı olduğu dönem nedeniyle şirkete vergi cezası tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen ceza bedelinin Eylül 1997 tarihinden başlamak üzere 10 eşit taksitte ödenmesi konusunda uzlaşmaya varıldığını, meydana gelen bu zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, yapılan ıslah talebi sonucu 6455 ABD dolarının fiili ödeme günündeki TL.sı karşılığının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin sorumluluğunun devrettikleri hisse ve sermaye ile sınırlı olduğunu, talep edilen borcun ödenmemesinin nedeninin davacı şirketin hisse devrinden doğan borcunu yerine getirmemesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdürlük sıfatının bulunmadığı ve defterlerin de bizzat davalılarca değil, ortak oldukları şirket tarafından tutulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların şirket ortağı olduğu döneme ait defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen vergi cezasından kaynaklanan şirket zararının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davalılar 22.02.1994 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki paylarının tamamını devretmişlerdir. Devir sözleşmesinin 6 ncı maddesi "Devir konusu şirket hissesi ile ilgili olarak bugüne kadar tahakkuk etmiş, edecek vergi, resim, harç, ceza ücretler devir edene, bugünden sonrakiler de devir alana aittir. " hükmünü içermektedir. Davalılar vekili davaya verdiği yanıtta, "müvekkillerinin sorumluluğunun devrettikleri hisseleri ve sermayeleri ile sınırlı olduğunu, borcun tamamından sorumlu tutulmalarının söz konusu olamayacağını" savunmuştur. Buna göre, davalıların esasen aleyhlerine açılan davada payları oranında sorumluluğu kabul ettikleri gibi, yaptıkları devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinde de davalıların devrettikleri paylarıyla ilgili sorumluluklarının düzenlenmiş olduğu anlaşıldığından, şirket ortakları oldukları döneme ilişkin olarak tahakkuk ettirilen ve davacı şirketten tahsil edilen vergi cezasının tamamından sorumlu tutulamazlar ise de, devrettikleri paylarına isabet eden miktarda bir başka deyişle, payları oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekmektedir. Mahkemece açıklanan şekilde davalıların sorumlu oldukları miktarın belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı şirket yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy