(818 S. K. m. 19)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Fethiye Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.4.2003 tarih ve 2001/217-2003/201 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan dövize endeksli taşınmaz kredisi aldığını, Şubat 2001 tarihli ekonomik kriz nedeniyle tarafların edimleri arasındaki dengenin müvekkili aleyhine bozulduğunu ileri sürerek sözleşmenin uyarlanmasını istemiştir.
Davalı vekili, uyarlama koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, sözleşme koşullarının Şubat 2001 krizi neticesinde davacı aleyhine ağır derecede bozulduğu, dürüstlük kuralı uyarınca sözleşmeye müdahale edilmesi, günün koşullarına uyarlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne aylık taksitlerin 1.113.340.590-TL olarak uyarlanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dövize endeksli kredi borcunun uyarlanması istemine ilişkindir.
Yasanın emredici kurallarına, genel ahlak ve adaba aykırı olmamak üzere sözleşme serbestisinin ilke olarak kabul edildiği hukuk sistemimizin, bir diğer ilkesi de sözleşmeye bağlılık ( Ahde vefa-Pacta Sund Servanda ) ilkesidir. Sözleşme hukukunun temelini oluşturan bu ilke, kararlaştırılan hükümlere riayet suretiyle aynen ifası esasına dayanır. Ancak, karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerin edimleri arasındaki denge, şartların olağanüstü değişimiyle tarafların birisi aleyhine katlanamayacak derecede bozulduğunda, adaletsizliği bertaraf etmek amacıyla, hakimin sözleşmeye müdahalesi gündeme gelecektir. Öğreti ve uygulamada benimsenen uyarlama koşullarının varlığından söz edebilmek için; sözleşme karşılıklı edimleri içermeli, beklenmeyen olağanüstü bir değişim gerçekleşmeli ve aradaki denge, taraflardan birisi aleyhine katlanamayacak derecede bozulmalıdır. 1994 yılı başlarındaki ekonomik kriz ve dövizdeki beklenmeyen artışlar sonunda, bundan etkilenenin yalnızca kredi borçlusu olduğunun kabulü suretiyle, birçok bankanın esasen kendiliğinden döviz borçlarını Türk Lirasına çevirdikleri de göz önünde bulundurularak, Dairemizin de benimsediği şekilde Türk Lirasına uyarlamalar yapılmıştır. Ancak her olay kendi şartları içinde değerlendirilmelidir.
Ülkemizde yıllardan beri ekonomik paketler uygulanmakta, ancak istikrarlı bir ekonomiye kavuşulamamaktadır. Devalüasyonların ülkemiz açısından önceden tahmin edilemeyecek bir keyfiyet olmadığı ve dava nedeni gösterilen kur sıçramalarının öngörülemeyecek nitelikte olmadığı bir gerçektir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, piyasadaki belli ekonomik darboğazlardan sonra meydana geldiği de bir gerçektir. Nitekim, kredi sözleşmesinin yapılmasından üç ay sonra Kasım 2000 tarihli ve bundan kısa bir sonra da Şubat 2001 tarihli ekonomik kriz meydana gelmiştir. Bu itibarla, uyarlamanın koşullarından olan öngörülemezlik unsuru, davamızda gerçekleşmemiştir. Açıklanan bütün bu nedenlerle, sözleşmenin uyarlanması koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yerine mahkemece, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy