(1086 S. K. m. 415)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıyer Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.7.2003 tarih ve 2003/388-2003/599 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları araçların, müvekkilinin kasko sigortasını yaptığı araç ile kaza yapması sonucunda sigortalı araçta 1.985.000.000.-TL hasar oluştuğunu ileri sürerek, bu miktarın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar A. D.Güzellik Merkezi A.Ş. ve Erdal Ö vekili, kazanın zincirleme nitelikte olduğunu ve sürücü Erdal'ın kusurunun bulunmadığını, kaldı ki zincirleme kazada her bir sürücünün kusurunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden müştereken müteselsilen sorumluluğun söz konusu olamayacağını, istenen hasar bedelinin abartıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Faruk vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı Ali B hakkındaki davanın atiye terk edilmesi nedeniyle açılmamış sayılmasına A. Sigorta A.Ş.nin ise poliçe limiti 500.000.000.-TL.nı ödemiş olması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, 1.859.878.752.-TL.nın ödeme tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte diğer davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline dair kararın, davalılar A. D Güzellik Merkezi A.Ş, Erdal Ö Faruk K vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.1.2003 gün ve 2002/8726-2003/482 sayılı kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargılamanın 17.6.2003 tarihli oturumuna davacı ve davalı vekilleri gelmemiş, mazeretlerini dilekçe ile bildirmiş, mahkemece mazeretler kabul edilmiş, ancak yeni duruşma günü taraf vekillerine bildirilmemiş, duruşmanın bırakıldığı 15.7.2003 tarihli yeni oturuma davacı vekili gelmemiş, mazeret göndermemiş, gelen davalı vekili duruşmayı takip etmeyeceğini bildirmiş, mahkemece de dosya daha önce iki kez işlemden kaldırıldığı için davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Oysa, bir tarafın mazereti kabul edildiği taktirde, masraf verilmiş ise onunla, verilmemiş ise duruşmaya gelen ve davayı takip etmek isteyen diğer taraftan alınarak, bu taraf da vermezse HUMK.nun 415 nci madde hükmüne göre suçüstü ödeneğinden karşılanarak, mazeretli sayılan tarafa yeni duruşma günü bildirilmelidir. Çünkü, işin mahiyetine ve mahkemenin türüne göre bir yargısal işlem ancak ya tefhim veya tebliğ ile geçerlik kazanır. HUMK.nda mazeret üzerine gelmeyen tarafın duruşma gününü mahkeme kaleminden öğrenmesi konusunda bir hüküm yoktur. Hatta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.04.1955 tarih ve 1591-1690 sayılı kararında, mazeret dilekçesinde, duruşma gününün kalemden öğrenileceğinin beyan edilmesinin dahi, bu usulü muamelenin ihmalini gerektirmeyeceği belirtilmiştir. O halde, mazeretli olduğu kabul edildikten sonra, duruşma günü kendisine bildirilmeyen tarafın yokluğunda karar verilemez.
Bu itibarla, davacı vekilinin bu yönlere ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy