(Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) m. 41, 46, 50) (556 s. KHK m.9, 64) (Gümrük Yön. 15, 109)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.11.2002 gün ve 2002/278 - 2002/771 sayılı kararı onayan Daire'nin 23.09.2003 gün ve 2003/2043 - 2003/8219 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına marka tescili bulunan "Marlboro" ve "Parliament" sigaralarının taklitlerinin Mersin Serbest Bölgesi içinde bulunan davalıya ait depoda bulunduğunun tespit edildiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün devamının durdurulmasına, davalının haksız rekabetinin men-i ve ref'ine, sahte sigaraların imhasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, transit geçişe tabi emtianın haksız rekabete neden olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın reddine dair verdiği kararının Dairemizce onanması üzerine, davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması, davalının haksız rekabetinin men'i ve ref'i ile sahte malların imhası istemine ilişkindir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, mahkemece marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddia edilen davacının markasını taşıyan sigaraların serbest bölgede bulunan transit mal olduğu ve iç piyasaya arz edilmek üzere getirtildiği veya bulundurulduğunun davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemiz'ce onanmıştır.
Davaya konu sigaraların davacı adına tescilli markanın takliti yoluyla imal edildiği ve Mersin Serbet Bölgesi içindeki davalıya ait depoda bulunduğu taraflar arasında çekişmesizdir.
Uyuşmazlık, serbest bölgede bulundurulup, transit mal olduğu iddia edilen taklit marka taşıyan malların marka hakkına tecavüz teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Emsal olduğu belirtilerek dosyaya ibraz edilen Dairemiz kararları, iki orijinal ürünle ilgili olup, malın transit olarak gönderileceği belirtilen ülkede tescilli marka sahibi firma tarafından serbest bölgeye getirtilmiş olması nedeniyle sahtelik ve taklit ürün ile ilgili işbu davaya emsal teşkil etmez. Bu açıklamadan sonra davaya konu olayla ilgili değerlendirilme bakımından konu incelendiğinde, ülkesellik prensibi bakımından serbest bölgelerin de ülke sınırları içinde olduğu ve bu bölgelerde faaliyet gösteren işletmeler bakımından ilgili yasada marka hakkının kullanılması ve korunması bakımından bir muafiyet tanınmadığı açıktır. Yine, 566 sayılı yasanın 9/II-c maddesinde marka hakkından doğan hakların kapsamı sayılırken, tescilli marka ile ilgili işareti taşıyan malın ithal ve ihracının yasaklanabileceği öngörüldüğü gibi, bu maddede sayılan tecavüz hallerinin sınırlı nitelikte olmadığı, marka sahibinin izni olmadan bu markayı taşıyan taklit malların transit geçişinin de markaya tecavüz teşkil edeceği doktrinde de kabul edilmektedir. ( Bkz. Prof. Dr.Sabih Arkan, Marka Hukuku, Ankara,1998, Sh.213-214 ) Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/c maddesi de markayı veya ayırt edilemeyecek derecede de benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bilen veya bilmesi gerekenlerin bu şekilde kullanılan markayı taşıyan ürünleri ticari amaçla elde bulundurmanın da marka hakkına tecavüz oluşturduğunu öngörmektedir. Yine, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 64/1 nci maddesine göre, marka taklit edilerek üretilen ürünü ticari amaçla elde bulunduran kişi ayrıca tazminat ödemekle de yükümlüdür. Uluslararası alanda taraf olduğumuz TRİPS Anlaşması'nın 41, 46, 50 nci maddeleri de taraf ülkelere marka hakkı ihlallerine neden olan malların hak sahiplerinin zarar görmesini engelleyecek şekilde ticaret kanalları dışına çıkarılması yükümlülüğü getirmektedir. Her ne kadar davadan sonra yürürlüğe girmişse de, 31.05.2002 günlü Resmi Gazete'de yayınlanan Gümrük Yönetmeliği'nin 15/son 109 ncu maddelerine de serbest bölgeye konulan sahte eşyalarına ait işlemlerin durdurulacağına ilişkin hükümler getirilmiştir. Bütün bu açıklamalar ışığı altında, marka sahibinin izni olmaksızın marka taklit edilerek üretilen sahte ürünleri serbest bölgede ticari araçla bulunduran davalının bu eyleminin suç teşkil ettiği ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece açıklandığı gibi, serbest bölgede bulunan transit mal niteliğindeki malın iç piyasaya arz edilmek üzere bulundurulduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın bozulması yerine, onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya dair Daire kararının kaldırılarak, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.09.2003 gün 2003/2043-8219 sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 13.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy