(554 S. KHK m.29,30,31)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.1999 tarih ve 1999-317-675 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2004 günde davacı avukatı Teoman S geldi, davalı vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına 07.10.1998 tarihinde rüçhan hakkı talepli olarak yapılan iki adet çoklu endüstriyel tasarım tescili başvurusunun, başvuru formunda "kamuya sunuluş tarihinin bilinmediği, bilahare bildirileceği" şeklindeki ifadenin belge noksanlığı sayılmak suretiyle, rüçhan hakkının düştüğünden bahisle işlemlerin rüçhansız yürütüleceğine ilişkin karar alındığını, başvuruya 20.10.1998 tarihinde kesinlik kazandırıldığını, yapılan itirazların reddedildiğini ileri sürerek, endüstriyel tasarım tescillerinde rüçhan hakkının düştüğü yolunda tesis edilen davalı işlemlerinin iptaline, tescil başvurusunun uluslararası başvuruya dayalı rüçhan haklı olarak tescilinin gerekli olduğunun ve sicilin buna göre düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rüçhan hakkının 6 ay içinde kullanılması gerektiğini, sadece beyanın yeterli olmadığını, başvurunun belgenin ibraz edildiği tarihte kesinleşeceğini, davacı başvurusunun da belgenin ibraz edildiği tarihte kesinleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 554 sayılı KHK.nin 29/1. maddesinde yazılı 6 aylık süre içinde kullanılmayan rüçhan hakkının düşeceği, davacının yurt dışı başvuru tarihinin 07.04.1998 olup, başvuru dilekçesindeki eksikliğin giderildiği tarihin 20.10.1998 ve 21.10.1998 olduğu, bu durumda yurt dışındaki başvuru tarihi itibariyle 6 aylık süre geçtiğinden rüçhan hakkının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle ve oy çokluğuyla davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili adına 07.10.1998 tarihinde rüçhan hakkı talepli olarak yapılan endüstriyel tasarım tescili başvurusunun, başvuru formunda "kamuya sunuluş tarihinin bilinmediği, bilahare bildirileceği" şeklindeki ifadenin belge noksanlığı sayılmak suretiyle, rüçhan hakkının düştüğünden bahisle işlemlerin rüçhansız yürütüleceğine ilişkin davalı işlemlerinin iptalini, tescil başvurusunun uluslararası başvuruya dayalı rüçhan haklı olarak tescili gerekli olduğundan, sicilin buna göre düzeltilmesini talep etmiştir.
554 sayılı KHK'nin 31. maddesinde rüçhan hakkının başvuru tarihi itibariyle kesinleşeceği öngörülmüştür. Anılan maddenin ikinci fıkrasında rüçhan hakkı belgesinin veya tasdikli tercümesinin 3 ay içinde verilmemesi halinde rüçhan hakkının düşeceğine dair hüküm dışında bir unsura yer verilmemiştir. 554 sayılı KHK.nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 11/son maddesinde de, rüçhan hakkının talep edilmesi halinde 554 sayılı KHK.nin 29, 30 ve 31. maddelerine göre ayrıca inceleme yapılacağı belirtilmiş olup, rüçhan hakkına dair belgenin 3 ay içinde verileceğine dair 554 sayılı KHK.nin 31/2. maddesinden farklı bir düzenleme içermemektedir. Kaldı ki, yönetmelik hükmü ile, KHK hükümlerinin değiştirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davacı taraf da, tescilini istediği tasarımların kamuya sunuş tarihi ve bununla ilgili belgeleri, tescil başvurusundan itibaren üç ay içinde davalı Enstitüye ibraz ettiğine göre, davacı tescil başvurularının "uluslararası başvuruya dayalı rüçhan haklı" olduğunun kabulü gerekirken, başlangıçtaki bu eksikliğin, 554 sayılı KHK.nin 32 ve 33 ile Yönetmeliğin 12. maddesinde yazılı eksiklik olarak değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy