(1086 S. K. m. 7) (2247 S. K. m. 1) (4389 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.10.2003 tarih ve 2002/104-2003/207 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2004 günde davacı avukatı Necati A gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı adına bir ay vadeli mevduat hesabı açılması için 20.12.1999 tarihinde E Trabzon şubesine uğrayarak bankaya 30.512 USD yatırdığını, karşılığında davacıya bir makbuz verildiğini, banka görevlilerin yönlendirmesi sonucu paranın off-shore hesabına yatırıldığını, gerçekte yatırılan paranın Off Shore Ltd.Şti.ne gitmeyip banka zimmetinde kaldığını, bankaya TMSF tarafından el konulması nedeniyle davacıya ait paranın ödenmediğini ileri sürerek, 30.512 USD.nın TL karşılığı olan 41.862.464.000.-TL.nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkili aleyhine açılan davada idari yargının görevli olduğunu, 21.12.1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile TMSF.na devredilen E A.Ş.nin tüzel kişiliğinin devam edip bilahare S A.Ş. ile birleştiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının talimatı ile paranın E Off Shore Ltd.Şti.ne havale edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davaya dahil edilen O A.Ş. vekili, parasının Egebank Off Shore Ltd.de olduğunu bilen ve parasını müvekkilinden isteyen davacının kötüniyetli olduğunu, havale işlemine aracılık eden davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının 30.512 USD.nı 20.12.1999 tarihinde mevduat olarak E Trabzon şubesine yatırdığı, daha sonra Fon tarafından E A.Ş. yönetimine el konulduğu, davacıya ait mevduatın Off Shore hesaplarına aktarıldığına ilişkin bilgi ve belgenin olmadığının davalı tarafından bildirildiği, Fon'un 01.11.2002 günlü yazısına göre, davacıya ait E Off Shore hesap açma ve havale talimatının bulunmadığı, bu durumda paranın E hesaplarında kaldığının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılarak, 41.425.593.184.-TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davacı, E Trabzon şubesine yatırdığı parasının, banka görevlilerinin yönlendirmesi sonucu off shore hesaba aktarıldığını ileri sürerek, bu paranın tahsilini istemiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27.05.2002 tarih ve 2002/20-21 sayılı kararında da açıklandığı üzere TMSF., kamu tüzel kişiliğine sahip olup, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı resen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenlerle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanması gerekir. Davacı taraf da, işbu davayı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aleyhine açmış olup, davalı vekilinin yargı yolu yönündeki itirazı dikkate alınarak, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davaya dahil edilen O A.Ş. vekilinin temyizine gelince;
Dava, TMSF aleyhine açılmıştır. Mahkemenin 30.06.2003 tarihli ara kararı uyarınca, davacı vekilinin harçlandırılmamış 07.07.2003 tarihli dilekçesi ile O A.Ş. davaya dahil edilmek istenilmiş ve mahkemece aleyhinde hüküm kurulmuştur. Türk Hukuk Sisteminde "dahili davalı" diye bir müessese bulunmamaktadır. Davaya ithal suretiyle husumet tevcih edilemeyeceğine göre, O A.Ş.nin kararda davalı olarak gösterilmesi ve aleyhinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle hükmü temyiz eden O A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ve davaya dahil edilen banka vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı TMSF yararına, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle O AŞ yararına BOZULMASINA, davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy