(818 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 9.9.2003 tarih ve 2002/521-2003/844 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı bankanın selefi olan A. Bankasında Emeklilik Geliri hesabı açtırdığını, 7 yılın sonunda ödenen miktarın çok düşük kaldığını, yapılacak uyarlamanın dahi müvekkillerinin menfaatlerini koruyamayacağını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile yatırılan 16.800.DM.ın davalıdan tahsili, bu kabul edilmediği taktirde aylık gelirin uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı E. Bankası vekili, Emeklilik Gelirinin bir mevduat hesabı olduğunu, davacı tarafında yatırılan paraların işletilip faizlendirilerek faiz gelirinin davacıya verildiğini, istenen miktarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki bilgilere göre, talep edilen alacağın hukuki niteliğine göre ancak davalı bankanın tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra varsa tasfiye payından talep edilebileceği, bu itibarla dava tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığı, kaldı ki davalı E Bankası tarafından sözleşmenin feshedilmiş bulunduğu, uyarlama istenemeyeceği gerekçesiyle, T.C. Z Bankası hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, davalı T.H. E Bankası A.Ş. tarafından sözleşmenin feshedildiği ve tasfiye haline girildiği anlaşılmakla bu davalı hakkında zamansız açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Tasfiye halinde olan T.E Bankası A.Ş. Tasfiye Kurulu 28.12.2001 tarih ve 85 nolu kararıyla, "Bankacılık işlemi olmadığı gerekçesiyle Z Bankası'na iade ettiği hesapların kapatılmasına, bakiyelerin ödenmesine" karar vermiş ve bu karar uyarınca da davacılar tarafından açılan davanın reddolunması davalı tarafça talep edilmiştir.
Sonradan E Bankası'na devredilen Anadolu Bankası ile davacılar arasında yapılan sözleşmenin ilk sayfasında yer alan 3. madde de, "A Emeklilik" ödemelerinin en az beş yıl devamlılığı hususuna yer verilmiştir. Keza arka sayfasında yer verilen 4. madde de bu hesabın kapanması halinde tarafların edimlerinin ne olacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır.
Anılan maddelerin birlikte yorumlanmasından, bu sözleşmenin yatırılan bir miktar yabancı paraya karşılık, mevduat sahibine irat bağlanması olarak nitelenen ilişkinin "Ömür Boyu Emeklilik Geliri" olarak nitelendirilmesi bu konudaki yasal mevzuata uygun olmayacağı gibi, bu sözleşmenin en az beş yıl devam edeceği yolundaki 1/3 madde hükmü karşısında süresiz olduğunun kabulü de mümkün değildir. 4 No'lu madde de tarafların ilişkilerini sonra erdirebilecekleri, bu halde edimlerinin ne olacağı düzenlemekle, gerek davacılara, gerekse davalıya sözleşmeyle oluşturdukları ilişkiyi sona erdirme imkanı tanınmış bulunmaktadır.
Dairemizin 25.10.2002 tarihli ve 2001/7365-2002/477 sayılı kararında da değinildiği gibi, ülkemizin uzun süreden beri içerisinde bulunduğu yüksek enflasyon ortamı karşısında, kendisinden beklenen yararı sağlamaktan çok uzak olan süresiz sözleşmede, tarafların başlangıçta birbirine taahhüt ettikleri menfaatler dengesinin aşırı bir biçimde bozulması nedeniyle işlem temelinin çöktüğü kuşkusuzdur. Olağanüstü ve elverişsiz ekonomik koşullar karşısında tasfiye aşamasına gelmiş davalı bankanın sözleşmede yer alan fesih yetkisini kullanmasında yasaya aykırı bir neden bulunmamaktadır. Bu itibarla yukarda açıklandığı üzere, davalının sözleşmeyi feshetmesi haksız ve yasaya aykırı düşmediğinden, mahkemece uyarlama koşullarının bulunmadığının kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
Davacılar, sözleşmenin feshinden sonra ödedikleri miktarın iadesini de talep etmişlerdir. Esasen, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, davalı adına açılan hesabın niteliğine ve yine davalı tarafından davacıya gönderilen hesap ekstrelerinden davacılar tarafından DM üzerinden yatırılan dövizin o günkü kur karşılığı üzerinden TL'ye çevrilerek vadeli mevduat hesabına aktarıldığı ve bu hesaba da en yüksek mevduat faizi tahakkuk ettirildiği çekişmesizdir. Ne var ki, davalı tarafça davacılara ödenmesi kararlaştırılan ve dosyaya ibraz edilen belgede faizli bakiye olarak ifade edilen 845.285.823.TL'nin, hangi faiz oranlarına göre ve nasıl hesaplandığı açık ve belirgin olmadığından, denetimi mümkün bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, davacı talebine göre mahkemece, davalıdan sözü edilen mevduat hesabına uygulanan faiz oranları ve hesaplama yöntemine ilişkin açıklamada bulunması istenilip, değerlendirme yapıldıktan sonra, gerektiğinde bu yönde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, iadesi gereken miktarın saptanması ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün mümeyyiz davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy