(4389 S. K. m. 10)
Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.01.2003 tarih ve 2001/976 - 2003/23 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2004 günde davacı avukatı E. L. Y. ile davalı avukatı davalı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Nalçacı Şubesi nezdindeki 24.12.2001 vadeli mevduat hesaplarının faiz alacağından vazgeçme kaydı ile kapatılması istemiyle 04.12.2000 tarihinde yapılan başvurunun reddedildiğini, böylece o tarihlerde çok daha yüksek olan repo getirisinden yoksun kalındığını ileri sürerek, 57.600.000.000.-TL munzam zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Bankalar Kanunu'nun 10/3 ncü maddesince verilen yetkiye dayanarak vade bozumu isteğini yerine getirmediğini, davacının iyiniyetli davranmadığını savunmuştur.
Mahkemece, karşılıklı icap ve kabulle oluşan vadeli mevduat sözleşmesinin tek yanlı olarak feshinin mümkün olmadığı, bankanın mudinin bu isteğine muvafakat etmemesi halinde Bankalar Kanunu'nun 35/2 nci maddesi uyarınca sorumlu olmayacağı, munzam zarar koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yasa maddesinin yorumundan kaynaklanmasına, ıslah yolu ile yeni delil bildirme hakkı usul hukukuna göre mümkün ise de bildirilen kanıtların sonuca etkili görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)