(6762 S. K. m. 1301) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüz. m. 23)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.09.2003 tarih ve 2003/399-2003/830 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı A. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2004 günde davalılardan A. Ltd. Şti. avukatı G. Tahtalı gelip, davacı avukatı ve diğer davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden. temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların işleten, sürücü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkilinin kasko poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı araca çarparak hasarlandırdığını, sigortalıya 5.697.000.000 TL. ödendiğini ileri sürerek, TTK.nun 1301. maddesi gereğince bu miktarın ödeme tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı Genel Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya içeriği deliller ile bilirkişi raporuna göre, kazada davalı sürücünün % 100 kusurlu ve sigortalı araç hasarının 6.690.000.000 TL. olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere 5.690.000.000 TL.nın 12.12.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı A. İnş. Ltd. temsilcisi temyiz etmiştir.
1- Dava TTK. nın 1301. maddesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, trafik kaza tutanağında davalı sürücünün bildirdiği adrese hem işleten A. Ltd. Şti.ne hem de sürücüye tebliğe çıkarılmış, sürücü tebligatı almaktan kaçınmış, dayalı şirkete ise Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği belirtilen şerh verilmek suretiyle tebligatın yapıldığı açıklanmıştır. Anılan tebliğ, TK.nun 21. ve Tüzüğün 23. maddesi gereğince haber verilen komşunun imzasını içermediğinden usulsüz olduğu gibi, tebligat çıkarılan adresin şirketin tebligata elverişli olduğu araştırılmadan tebligat yapılmaya çalışılmıştır. O halde usulsüz tebliğe dayalı olarak taraf teşkilinin yapıldığının kabulü mümkün değildir. Mahkemece, davalı A. İnş. Ltd. Şti.ne dava dilekçesi Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edildikten sonra işin esasına girilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı gerekçeyle işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı A. İnş. Ltd. Şti. temsilcisinin esas hükme yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı A. İnş. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı A. Ltd. Şti. ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy