(6762 S.K. m.3,4,5) (818 S.K. m.41,42)
Dava: Davacı vekili, 16.02.2002 tarihinde davalıya ait fabrika sahasında bulunan LPG tankının patlaması nedeniyle müvekkiline ait üretim ve hizmet binalarında ağır hasar meydana geldiğini ileri sürerek hasar bedeli ( 239.375.681.250 ) TL.'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, binanın onarımı için gerekli olan ( 45 ) günlük sürede oluşacak kira ve diğer zararlarının da tespitini talep ve dava etmiştir.
Karar: Davalı vekili, işbölümü itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da, müvekkilinin olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, patlama olayının davalının işyerinde meydana geldiği ve davacıya ait binanın bu patlama nedeniyle hasarlandığı, davacının olayda hiçbir kusurunun bulunmadığı, davalı bina sahibinin kusursuz sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ( 188.779.250.000 ) TL.'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Borçlar Kanununun 41. maddesine göre, haksız bir şekilde diğer bir kimseye zarar veren bir şahıs, o zararın tazmini ile yükümlü olup aynı Kanunun 42. maddesine göre, tespit edilecek gerçek zarar miktarını tazmin ile yükümlüdür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle gerçek zarar miktarının tespiti yoluna gidilmiş ise de tayin edilen bilirkişi heyeti hasar miktarını dava tarihindeki değerlere göre hesaplamış olup denetlemeye elverişli değildir. O halde, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasar tarihindeki gerçek zarar miktarı tespit edilerek, tespit edilen bu miktardan davalının sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, taraflar tacir olup TTK'nın 3. maddesi uyarınca, bir müesseseyi ilgilendiren işler ticari iş, taraflar arasındaki uyuşmazlık ise aynı Kanunun 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğindedir. Ticari davalara ise TTK'nın 5/2. maddesi gereğince Ticaret Mahkemelerinde bakılır.
Sonuç: Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan işbu davada, davalı vekili işbölümü itirazında bulunmuş, mahkemece, davalının işbölümü itirazı reddedilmiş ise de anılan yasa hükümleri uyarınca, bir değerlendirme yapılmadığından davalının işbölümü itirazının değerlendirilmesi açısından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy