(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 376, 388, 389)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bornova Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.9.2003 tarih ve 2002/894-2003/956 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan A Net Ltd.Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda, davanın davalılardan sigorta dışında kalan davalılar bakımından kısmen kabulüne dair verilen kararı, davalılardan A Net Ltd.Şti. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK.nun 1301 nci maddesi uyarınca açılmış kasko sigorta rücu davasıdır.
Mahkemece tüm deliller toplanıp, inceledikten ve HUMK.nun 376 ncı madde hükmüne göre, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388 nci madde hükmüne göre kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389 ncu madde hükmünde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
HUMK.nun 389 ncu maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141 nci maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki hükümlerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Somut olayda, duruşmada okunarak tefhim edilen kısa kararda faize hükmedilmediği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faize hükmedilmiş olup, 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalılardan A Net Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan A Net vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan A Net Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy