(556 S. KHK m. 67, 68)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.07.2003 tarih ve 1999/1099-2003/648 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerine ait attariye ticareti yapan işyerinin 1910 yılından beri "Çerçi Yusuf" unvanı ile faaliyet gösterdiğini, 1997 yılından beri anılan unvanın marka olarak müvekkilleri adına tescilli olduğunu, davalıların müvekkillerine ait markayı taklit etmek suretiyle kullandıklarını ileri sürerek, davalıların marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, 500.000.000.-TL maddi, 200.000.000.-TL manevi tazminat ile 500.000.000.-TL yoksun kalınan kazanç ile yoksun kalınan kazancın 250.000.000.-TL artırılması ve markanın itibarı zarara uğradığından, 500.000.000.-TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların "Çerçi Yusuf" markası ile imal edip pazarladıkları hiçbir emtianın bulunmadığını, müvekkillerinin 1980 yılından beri Adana Ticaret Odası'na kayıtlı olup, Ticaret Sicil Memurluğu'nda da kayıtlı ticaret unvanının "Ali Değişmez Çerçi Uğur-Yusuf Ticaret" olduğunu, haksız iltibas ve rekabet durumunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tescil edilen ticaret unvanının "Ali Değişmez Çerçi Uğur-Yusuf Ticaret" ise de, davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği gibi değil, davacının tescilli markasına benzer biçimde kullandığı ve durumun davacının tescilli markasına tecavüz niteliğinde bulunduğu ve tazminat taleplerinin kadri maruf olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tescilli ticari markaya tecavüz nedeniyle açılmış tecavüzün durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği şekliyle değil de davacı adına tescil edilmiş ticari markayla iltibas yaratacak şekilde kullandığı anlaşılarak davacının markasına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tüm tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın istediği 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 67 nci maddesinde düzenlenen yoksun kalınan kazancın artırımı ile 68 nci maddesinde düzenlenen markanın itibarının zarara uğramasına dayalı tazminat istemleri de kabul edilmiştir. Ancak, bu yönde yapılmış bir araştırma olmadığı gibi mahkeme kararında da anılan hususlara dair herhangi bir gerekçe ortaya konmamıştır. Yoksun kalınan kazancın artırımı için anılan maddede belirlenen ürünün satışında tescilli markanın ekonomik bakımdan önemli katkısının bulunması hususu ile markanın itibarının zarara uğraması nedeniyle tazminat tayini için markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanımı sonucu markanın itibarının zarara uğraması gerekmektedir. Değinilen hususlara ilişkin bir inceleme ve gerekçe bulunmadığından davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bu tazminat kalemlerine yönelik olarak bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy