(6762 S. K. m. 3, 4) (3095 S. K. m. 2/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Amasya Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.4.2003 tarih ve 1991/21-2003/180 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı PTT vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın Kredi Kartları Grup Müdürlüğü'nce Amasya Şube Müdürlüğü'ne teslim olunmak üzere gönderilen kartların davalılardan Amasya Telgraf Müdürlüğü'nde kaybolduğunu, araştırma sonucuna göre bu davalının personeli diğer davalı tarafından zarfların açılarak, kredi kartları ve şifrelerin alınıp, ATM makinalarında kullanılarak kart mudilerinden ikisinin hesaplarından toplam 3.000.000.000 liranın çekildiğinin anlaşıldığını, bir bölüm zararın davalılardan Ferhat yakınlarınca karşılanması sonucu müvekkili zararının 1.831.500.000 liraya düştüğünü, Ferhat'ın haksız eylem faili, diğer davalının ise adam çalıştırma sıfatı ile sorumlu olduğunu, kredi kartlarının mudilere teslimi anına kadar müvekkilinin sorumluluğunda bulunduğunu, 1.831.500.000 liranın müvekkilinin kredilere uyguladığı %140 faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı PTT vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kredi kartlarının Posta Kanunu'nun 41/II-A ve Tüzüğün 121/A maddelerinde gönderilmesi yasak olduğu belirtilen belgelerden olmadığı, davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, her iki davalının birlikte sorumlu olduğu, bir kısım zararın dava sırasında ödendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan PTT vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalılardan PTT vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava taşıma sözleşmesinden doğan tazminat alacağının tahsiline ilişkindir.
Dava, 1.831.500.000 liranın tahsili için açılmış, davacının 1.507.750.636 lira istemekte haklı olduğu yargılama sonunda belirlenmiş, dava sırasında davacıya 1.400.000.000 lira ödeme yapılmıştır. Mahkemece tesis edilen hüküm fıkrasının yazılış biçiminden, dava sırasında ödenmeyen 101.750.636 liranın olay tarihinden itibaren infazdaki tahsil tarihine kadar, 1.400.000.000 liranın ise olay tarihinden itibaren, dava sırasındaki ödeme tarihine kadar yasal faiziyle tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa, dava dilekçesinde temerrüt faizi isteminin başlangıcı gösterilmemiş, bilirkişinin bu eksikliği dile getiren ek raporundan sonra yazılı layiha veren davacı vekili bu noktaya ilişkin bir açıklamada bulunmamış, olay tarihinin ne olduğu hüküm fıkrasında da gösterilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, gerek 101.750.636 lira, gerekse 1.400.000.000 lira alacağa ilişkin temerrüt faizi başlangıcının dava tarihi olarak hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden davalılardan PTT yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; mahkemece, yasal oranda temerrüt faizine hükmedilmiştir. Oysa, davalılardan PTT söz konusu faaliyeti itibariyle özel hukuk hükümlerine tabi olup, diğer davalının haksız eylemi, taşıma sırasında, diğer anlatımla PTT'nin ticari işletmesiyle ilgili bir faaliyet sırasında meydana geldiğinden, TTK.nun 3 ncü maddesi hükmüne göre, bu haksız eylem davalı PTT yönünden ticari iştir. Esasen, taşıma sözleşmesi, TTK.nun 4 ncü madde hükmü uyarınca mutlak ticari iş niteliğine haiz olup, aynı Kanun'un 21/2 madde hükmü uyarınca da iki taraf içinde ticari iştir. Davalılardan PTT nin personeli diğer davalı tacir olmasa da, bu davalı bakımından da BK.nun 51/1 nci madde hükmü uyarınca müteselsil sorumluluk yönünden, aynı temerrüt faizi oranının bu davalı için de istenmesi mümkündür. Davacının, kredi kartlarının mudileri ile olan sözleşme ilişkisi bağlamında istediği %140 faiz oranı talebi bu dava bakımından yerinde değil ise de, davacının ticari işler bakımından geçerli temerrüt faizi oranını isteme hakkı bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, 1.400.000.000 lira için 11.1.1999 olan dava tarihinden itibaren, dava sırasında ödemenin gerçekleştiği 16.2.1999 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un ( değişik öncesi )2/3 ncü madde hükmünde yazılı TC Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına ( ortan ve eksilen oranları ile birlikte )karar verilmesi, 101.750.636 lira için ise, 11.1.1999 olan dava tarihinden 1.1.2000 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un değişiklik öncesi 2/3 ncü madde hükmünde yazılı faiz oranı, bu tarihten, infaz sırasındaki tahsil tarihine kadar ise aynı Kanun'un 4489 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile değişik 2/2 nci maddesindeyazılıfaiz oranı ( artan ve eksilen oranları ile birlikte )tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde her iki meblağ için yasal oranda temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, dava sırasında ödenen 1.400.000.000 lira kadar dava konusuz kalmış olup, yargılama sonunda haksız oldukları diğer anlatımla davanın açılmasına sebebiyet verdikleri anlaşılan davalılar için davanın sadece 329.749.364 lira kadar red edildiği gözetilerek, davalılardan PTT yararına bu red miktarı üzerinden ve Tarifenin 12 nci maddesindeki sınır gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmesi, davacı yararına da 1.400.000.000 TL üzerinden tarifenin, davanın konusuz kalmasına ilişkin 6 ncı madde hükmü gözetilerek, vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, yargılama giderleri bakımından kabul-red oranı oluşturulurken, 1.400.000.000 liranın, davanın gerçekte red edilen 329.749.364 liraya ilave edilmesi sonucu davalılarda daha az yargılama giderine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekili ile davalılardan PTT vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle bu davalı vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı ve davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy