(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 96) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 13.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.01.2003 tarih ve 2002/328-2003/61 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 96 ncı maddesi uyarınca zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerin tazminat taleplerinin, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulması gerekir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, olayda zarar gören diğer araç için dava dışı İ Sigorta A.Ş.ne ( 192.505.000.- )TL ödendiğini, bakiye teminat limitleri olan ( 307.495.000.- )TL.nı ise davacıya ayırdıklarını ve zararın garameten paylaştırılması gerektiğini savunduğuna, dosya içerisindeki kaza tespit tutanağında davacının sigortacısı bulunduğu araçtan başka bir aracın daha zarara uğradığı anlaşılmasına göre, mahkemece, davalı sigorta şirketi vekilinin bu savunması üzerinde durulmadan, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bu tür sigortada rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta poliçesinde gösterilen sigorta bedeli değil, sigorta ettirenin uğradığı gerçek zararın tazmini gerekir. Tazminat davalarında ise icra-inkar tazminatı yönünden aranılan unsurlardan olan, zararın belirlenebilir vasfı bulunmamaktadır. Nitekim mahkeme dahi, zararı bilirkişi incelemesi sonucu belirlemiş ve tespit edilen bu tazminat miktarına hükmetmiştir. Bu durum karşısında mahkemece dava alacağı likit niteliği taşımadığından ve İİK.nun 67 nci maddesindeki koşulları gerçekleşmediğinden icra-inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin kabulü dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )ve ( 2 )nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigortacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy