(CMR m. 23) (6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 225, 283, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.6.2003 tarih ve 2001/1086-2003/678 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta vekili, müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı ham petrol emtiasının, Irak'tan Dörtyol'a davalılar tarafından taşınması sırasında, meydana gelen trafik kazasında aracın devrilmesi sonucu uğradığı hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, ikametgahları olan Cizre mahkemelerinde açılması gerektiğini, dava konusu ham petrol emtiasının dava edilen miktarda olmadığını, kazanın sürücünün kusurundan kaynaklanmadığını, davanın esas ve usul yönünden reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, sürücünün kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Nevaf M ve Abdullah A temyiz etmişlerdir.
1- Dava, taşıma sigorta poliçesinden kaynaklanan karayolu ile uluslararası taşıma sırasında emtiada oluşan zararın rücu yoluyla taşıyıcılardan tazmini istemine ilişkindir.
Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden HUMK.nun 224/II. maddesi gereğince davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur. Mahkeme, HUMK 190-196. maddeleri hükmü uyarınca davalı gelmese dahi yetki itirazını öncelikle ve esasa girişilmeden önce inceleyip, sonuçlandırır. Anılan yasanın 225. maddesine göre yetki itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekmektedir. Bu suretle mahkeme hem yetki itirazına ilişkin kararını davalıya bildirmiş, hem de esasa ilişkin yargılamanın yapılacağı oturuma davalıyı davet etmiş olur.
Davada, davalılardan Abdullah A'a dava dilekçesi 15.11. 2001 tarihinde tebliğ edilmiş, mahkemece diğer davalıya da usulüne uygun davetiye tebliğ edildiğinin belirtilmesine karşın tebligat parçasına rastlanamamıştır. Davalıların 3.12.2003 tarihli davaya cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulundukları, kendilerinin bulunmadığı duruşmada, süresinde yapılmayan yetki itirazlarının reddine karar verildiği, ancak bu kararın davalılara tebliğ edilmediği görülmüştür.
Yetki itirazının reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalıya tebliğ edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır. ( YHGK. 30.04.1997 gün, E.1996/2-990, K.1997/362. )Mahkemece, bu usul hükmüne riayet edilmeksizin işin esasına girilmesi ve yazılı olduğu şekilde karar tesisi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı için Mukavele ( CMR. Konvansiyonu )ve buna ek 5.7.1998 tarihli protokolü onaylayarak, 4.1.1995 tarihli Resmi Gazete'nin 22161 sayılı nüshasında yayınlanması ile Türkiye sözleşmeye taraf olmuştur. Somut olayda Taşımaya ilişkin hamule senedinde CMR kaydı bulunduğu gibi, taşımanın varış yeri ülkesi olan Türkiye'nin Konvansiyona dahil bir ülke olması nedeniyle dava konusu taşımada CMR hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taşıyıcının sorumluluğu, anılan sözleşmenin 17 ila 29. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Buna göre taşıyıcı, malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasardan sorumludur. Mahkemece tazminat belirlenmesi için işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, HUMK.nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama ile yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir raporda alabilir. Mahkemece, CMR'nin 23. maddesi hükmüne uygun olarak yapılacak tazminat hesabının ehil bilirkişilerden denetime olanak verecek şekilde rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, bundan kaçınılması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 )ve ( 2 )numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy