(818 S. K. m. 104, 113/2, 145, 147) (1086 S. K. m. 49, 57, 432/4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Giresun Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2003 tarih ve 2000/66-2003/60 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekili ile ihbar olunan G Sigorta T.A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın, müvekkillerinin eşi ve anneleri olan Nuran'a çarpması sonucu ölümüne neden olduğunu ileri sürerek, toplam 4.000.000.000.-TL destek tazminatı ile toplam 12.000.000.000.-TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Giresun Belediye Başkanlığı vekili ile diğer davalı Mahmut T vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacılardan murisin eşi ve kızının hak ettiği destek tazminat miktarından daha fazla olarak dava dışı trafik sigortacısının davacılara temerrüt faizini de kapsayacak şekilde dava sırasında ödeme yaptığı, bu ödemeden davalıların da yararlanmaları gerektiği, faiz hakkının ibranamede saklı tutulmadığı gerekçesiyle, davanın destek tazminatı bakımından konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, manevi tazminat bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekili ile ihbar olunan G Sigorta T.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Giresun Belediye Başkanlığı vekili ile Mahmut T vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız eyleme dayalı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas bilirkişi raporunda, davacıların destekten yoksun kalma tazminat miktarı toplam olarak 1.886.904.942.-TL olarak belirlenmiş, dava dışı trafik sigorta şirketi dava devam ederken 21.03.2001 günü davacılara toplam 2.528.023.000.-TL ödemiş olup, aradaki 641.118.058.-TL farkın, temerrüt faizi olduğu anlaşılmaktadır. Sürücü ve malik sıfatı bulunan davalılar, ödenen toplam miktar kadar BK.nun 145 ve 147 nci madde hükümleri uyarınca borçtan kurtulmuşlardır. Dava konusu 1.886.904.942.-TL asıl alacak bölümü itibariyle, davanın davalılar bakımından konusu kalmamış ise de, davalıların temerrüt faizine ilişkin sorumluluklarının kalıp kalmadığı dosya kapsamından anlaşılmamaktadır.
Dava dilekçesinde 12.01.2000 olan olay tarihinden itibaren yasal oranda temerrüt faizi talep edilmiş olup, davalıların olay tarihinden dava sırasında ödemenin gerçekleştiği 21.03.2001 gününe kadar işleyen temerrüt faizi miktarının hesaplanması, davalıların kurtulduğu 641.118.058.-TL temerrüt faizi miktarını aşan bakiye faiz miktarının kalıp kalmadığı üzerinde durularak, bakiye miktar kalırsa, BK.nun 104/son madde hükmü dikkate alınarak, bu miktarın faizsiz olarak tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davalıların sorumlu oldukları temerrüt faizi miktarı belirlenmeden, temerrüt faizi borcundan da kurtulduklarının soyut kabulüne ilişkin yazılı gerekçe doğru değildir. Davacıların dava dışı sigorta şirketine imzalayıp verdikleri ibranamede, temerrüt faizine ilişkin hakkın saklı tutulmadığı gerekçesi de doğru olmamıştır. Zira, dava açılırken temerrüt faizi de istendiğine göre, işlemiş temerrüt faizine ilişkin hakkını, davacıların, dava açarken saklı tuttuğunun, BK.nun 113/2 nci maddesi hükmündeki "halin icabı" kavramı kapsamında kabulü gerekir. Bu nedenle, açıklanan yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-İhbar olunan G Sigorta T.A.Ş. vekilinin temyizine gelince; HUMK.nun 49 ncu vd. madde hükümleri uyarınca, ihbar üzerine davaya katılan üçüncü kişi, ihbar eden tarafın yardımcısı ve temsilcisi olup, fer`i müdahil konumundadır ve aynı kanunun 57 nci maddesi uyarınca da yargılama sonunda, hüküm, fer`i müdahil hakkında değil, iltihak olunan ( ihbar eden )taraf hakkında verilir. Dolayısıyla ihbar olunan 3 ncü kişi, ihbar edenin adına, onun temsilcisi olarak, hükmü temyiz edebilir ise de, kendisi adına temyiz edemez. Ancak, aynı madde hükmüne aykırı olarak ihbar olunan hakkında da hüküm verilmişse, ihbar olunan, hükmün kendisine ilişkin bölümünü kendi adına temyiz edebilir.
Somut olayda, mahkemece, yargılama sonunda ihbar olunan hakkında hüküm tesis edilmemiş olmasına, asli müdahale sıfatıyla da yargılamaya katılmamış bulunmasına, mümeyyizin hükmü temsilen değil, kendi bakımından ve kendi adına temyiz etmiş olmasına göre, temyiz hakkına sahip değildir. 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmediği hallerde, Yargıtay tarafından da bir karar verilmesinin mümkün bulunmasına göre, mümeyyiz vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddine karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenle, davalılardan Belediye vekili ile Mahmut vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ( 3 )nolu bentte açıklanan nedenle, ihbar olunan G Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy