(6762 S. K. m. 3, 4, 12/11, 14, 18) (2560 S. K. m. 6, 9, 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatih Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.07.2003 tarih ve 2003/272-2003/596 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kurum elemanlarınca kullanılan iş makinesi ile müvekkilinin tesislerine zarar verildiğini iddia ederek, 540.752.521.-TL.nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili aleyhine açılan davada idari yargının görevli olduğunu, zarar meydana geldiği iddia edilen yerde ne kendilerinin ne de yüklenicilerinin bir çalışmalarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kamu tesislerinin gerek yapılmasındaki gerekse kullanılmasındaki kusurdan doğan zararların idari eylemlerden doğan zarar niteliğinde bulunduğu, bu eylemlerden doğan davaların idari yargı yerinde açılması gerektiği, mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından yaptırılan içme suyu kazı çalışmaları sırasında davacıya ait kabloya zarar verildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda dava İSKİ aleyhine açılmıştır. TTK.nun 18 nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. Aynı yasanın 12/11 nci maddesinde ise, su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Davalı İSKİ'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun'da da, bu kurumun, genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklanmıştır. O halde, davalı kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.09.1983 gün ve 1980/11-2721 Esas 1983/823 Karar, 29.11.1995 gün ve 1995/11-647 Esas 1995/1043 Karar ve 16.10.1996 gün 1996/13-346 Esas 1996/699 Karar sayılı ilamlarında da İSKİ'nin özel hukuk hükümlerine tabi tacir sayılacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu durum karşısında, TTK.nun 3, 11, 12/11, 14, 18/1 nci maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı İSKİ'nin tacir, davacının iddia ettiği olayın ise, haksız fiil niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak, işin esasına girilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy