(1086 S. K. m. 445) (6762 S. K. m. 520)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.10.2002 tarih ve 2003/149-2002/5684 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak talepçi vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.05.2003 günde davacı avukatı Mehmet Ali A. ile davalı avukatı İbrahim K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin U. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Talepçi vekili müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin fesih ve tasfiyesi konusunda açtıkları davanın reddine gerekçe kabul edilen 12.05.1992 gün ve 10 numaralı kararın sahteliğinin yargı yoluyla saptandığını ileri sürerek, yargılanmanın yenilenmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı yan vekili, fesih ve tasfiye davasının davacı sıfat yokluğu nedeniyle reddedildiğini ve iade-i muhakeme sebeplerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının TTK. nun 520/2 maddesi uyarınca hisse devralmadığı ve sahteliği belirtilen kararın sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, talepçi vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada verilen ret kararının, dayanak belgedeki imzanın sahteliğinin ortaya çıktığı iddiasına dayalı olarak iadei muhakeme istemine ilişkindir.
Mahkemenin önceki hükmüne dayanak yaptığı, pay devri için diğer ortakların yazılı muvafakatini şart koşan anasözleşme değişikliğine dair ortaklar kurulu kararındaki davacı imzasının sahteliği yapılan ceza yargılaması sonunda ortaya çıktığına göre, anılan ortaklar kurulu kararının geçersiz hale geldiği ve bu durumda HUMK. nun 445/2. bendinde öngörülen iadei muhakeme sebebinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Ancak, TTK. nun 520/2. madde ve fıkrası uyarınca, limitet şirkette pay devrinin pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Somut olayda ise, böyle bir muvafakat sağlanmış değildir. Mahkemece bu gerekçeyle iadei muhakeme davası reddedilmek suretiyle, aslında fiili olarak iadei muhakeme istemi yerinde görülüp, inceleme yapılmış olmakla, artık iadei muhakeme sebebinin varlığının değil, iadei muhakeme istemine esas olan asıl davadaki isteme etkisinin tartışılması gerekir. Davacı, payını dava dışı İrfani'ye usulünce devrettikten sonra, TTK. nun 520. maddesinde öngörülen düzenlemeye uygun bir şekilde kendi üzerine devralmadığına göre, asıl dava tarihi itibariyle davacının ortak olmadığının kabulü gerekmektedir. Açılan iadei muhakeme davasında, iadei muhakeme isteminin kabulü ile asıl davanın açıklanan nedenlerle reddi gerekirken, doğrudan iadei muhakeme davasının reddine dair hüküm tesisi doğru değil ise de, HUMK. nun 438/son madde ve fıkrası uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarıyla doğru olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy