(1163 S. K. m. 27)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.05.2002 tarih ve 2001/81 - 2002/190 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından haksız ihraç edildiğini ileri sürerek, kararın iptalini ve müvekkilinin ortak olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1163 Sayılı Kanunu'nun 27 maddesine uygun ihtarlarla tanınan sürelerde borcunu ödemeyen davacının ihraç edildiğini davanın süresinde açılmadığını savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre, 15.07.1998 tarihli ihraç kararının 20.07.1998'de tebliğinden itibaren geçen üç aylık itiraz - iptal davasına ilişkin hak düşürücü süreden sonra davalı kooperatifçe gönderilen davetiye ile davacının 6.12.1998 tarihli genel kurula çağrıldığı ve 3.11.1998 tarihi itibariyle davacının (597.981.000) TL olduğunun bildirildiği, böylece davacının kooperatif ortaklığının örtülü olarak sürdüğünün benimsendiği sonucuna varılarak davacının ortak olduğunun tespitine, ihraç kararı ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı hakkında davalı kooperatif yönetim kurulunca verilen 15.7.2998 tarihli ihraç kararının yöntemince tebliğ edildiği, 20.07.1998 tarihinden itibaren bu karara karşı genel kurul nezdinde itiraz edilmediği gibi iptali de dava edilmemiştir.
Mahkemece, sözü edilen ihraç kararı kesinleştikten sonra davalı kooperatifçe gönderilen yazıyla davacının 6.12.1998 tarihli genel kurula ve kura çekimine davet edilip 3.11.1998 tarihi itibariyle (597.981.000) TL borcu bulunduğunun bildirilmesinin kesinleşen ihraç kararının zımnen geri alındığı biçiminde yorumlanarak davacının ortak olduğunun tespitine, ihraç kararı hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ne var ki, bu kabul dosyadaki diğer olgularda doğrulanmamaktadır. Her şeyden önce, gönderilen 04.12.1998 tarihli ihtarnameyle davacı hakkındaki ihraç kararının kesinleştiği bildirilmekle anılan çağrı mektubunun geçerlilik taşımadığı örtülü olarak açıklandığı gibi, 06.12.1998 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davacı adına yer verilmemiş, aynı tarihli kura çekimine de davacı dahil edilmemiştir.
Bu durum karşısında, değinilen tarihlerde (2,5) yıl sonra işbu davanın açıldığı gözetilerek anılan genel kurul çağrısından sonra davacının ortaklığa geri alındığının kabulünü gerektirecek olguların yani davacının sonraki süreçte ödemede bulunup bulunmadığı, kendisine kuradan ayrı olarak bağımsız bölüm tahsis edilip edilmediği, kooperatif faaliyetlerine ve bir arada genel kurul faaliyetlerine katılıp katılmadığının saptanması için uzman bilirkişi eşliğinde kooperatifin tüm kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak ortaya çıkacak sonuca göre davacının hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, salt sonradan geçersiz sayılan genel kurul çağrısına dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy