(6762 S. K. m. 1292, 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 2002/119 -2002/706 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.07.2003 günde davacı avukatı A.T.A. gelip davalı avukatı E.E. tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğunu, poliçe süresi içerisinde hasara uğradığını, sürücünün olmadığını, kazanın yolun buzlu olması ve ağır kış şartlarından kaynaklandığını, sigorta tazminatının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 8.000.000.000 TL hasar bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek yüksek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün kaza sonrasında olay yerini terk ettiğini, kazanın buzlanma nedeniyle olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, kaza sırasında sürücüsü dahi belli olmayan araç hasarının ödenmesinin mümkün olmadığını, alkol raporunun dahi aldırılmadığını bu nedenle müvekkilinin hasardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, sigortalı aracın davacının oğlu İ.D. yönetiminde iken Ankara'da yaşanan ağır kış şartları ve yolların buzlu olmasından kaynaklandığı, hasar bedelinin 9.500.000.000 TL olarak belirlendiği davalının bu hasar bedelini ödemesi gerektiği ve taleple bağlı olunduğu gerekçesiyle, 8.000.000.000 TL'nin ihbar tarihi olan 21.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranlarında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21'nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy