(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.02.1998 tarih ve 1998/2464 - 2000/31 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi yapılan emtianın davalı şirket tarafından yapılan Avusturya-Muğla taşıması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 4.511.548.250.TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi vekili, taşıyıcının kusuru bulunmadığını, ambalajlama ve istif hatası bulunduğunu, sorumlulukları olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hasarın taşıma sırasında meydana geldiği, davalılardan CMR sigortacısının da müteselsilen sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir
Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketi tarafından nakliyat sigorta poliçesi düzenlenmiş emtianın davalı M... A.Ş. tarafından yapılan uluslararası taşıması sırasında meydana gelen hasarı nedeniyle sigortalısına ödeme yapan davacı sigorta şirketi bu dava ile T.T.K.nun 1301 maddesi uyarınca tazminat istemektedir.
Davalı sigorta şirketi diğer davalı şirketin üstlendiği taşımada "CMR Karayolu ile Yapılan Uluslararası Emtia Taşıması Nakliyeci Sorumluluk Sigorta" poliçesini düzenlemiştir. Mahkemenin de isabetli olarak belirlediği üzere, bir tür sorumluluk sigortası olan taşıma sorumluluk sigortalarında taşıyıcının hukuki sorumluluğu sigortacı tarafından üstlenildiğinden, riziko ve hasar gerçekleşmesi halinde zarar görenin sigortacıya başvurabilmesi için taşıyıcının sorumluluğunu gerektiren bir rizikonun gerçekleşmiş bulunması zorunludur.Tıpkı diğer sorumluluk sigortalarında olduğu gibi, bu tür sorumluluk sigortasında da taşıma sırasında malı hasar gören kişilerin taşıyıcının yaptırdığı sorumluluk sigortasına dayanarak, doğrudan sigortacı aleyhine dava açabilmeleri de mümkündür. Bu nedenle somut olayda davalı sigorta şirketine husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davalı sigorta şirketi yargılamada, zararın ambalajlama ve istif hatasından kaynaklandığını ileri sürerek, diğer davalı sigortalısı ile yapılan sigorta sözleşmesi özel şartlarının 06.18 maddesinde bu tür rizikolar nedeniyle meydana gelen zararların teminat dışında kaldığını savunmuştur. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede hasarın taşıma sırasında meydana geldiği, taşıyıcının istife nezaret yükümlülüğü olduğu, dosya içerisinde bulunan fotoğraflara göre ambalaj ve tertip noksanlığı bulunmadığı belirtilerek taşıyıcının sorumluluğu tespit edilmiş ise de, davalılar arasında düzenlenen sigorta poliçesi, sigortalının her türlü sorumluluğunda sigortacının da sorumlu olacağı hükümlerini içermemekte, poliçe eki olan özel şartlar ile bir çok riziko, taşıma işini gerçekleştiren sigortalı üzerinde bırakılmaktadır.
Bir başka deyişle zararın taşıma sırasında doğmuş olması tek başına taşıyıcının sorumlu tutulabilmesine yeterli olabileceği halde, taşıma sorumluluk sigortacısının zarardan sorumlu tutulabilmesi için sigortalısı ile yaptığı sözleşmede hasara neden olan rizikonun teminat dışı bırakılmamış olması da gerekmektedir.
Davalı sigorta şirketi eksperi tarafından yerinde yapılan incelemede emtianın hareket etmesinin engellenmemiş olduğu dolayısıyla zararın ambalajlama hatasından kaynaklandığı açıklanmış olup, mahkemece alınan bilirkişi raporu bu hususta yeterli incelemeyi taşımadığı gibi davalılar arasındaki sigorta sözleşmesinin anılan hükmü de tartışılıp değerlendirilmemiştir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre davalı sigorta şirketin sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy