(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Seydişehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2002/343 - 2002/688 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının toplam 233.000.000.-TL aidat ve gecikme zammı borcu bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının kooperatifin banka şubesine 196.200.000.-TL ödediği gerekçesiyle itiraz ettiğini, davalının 26.08.2001 tarihli genel kurul kararına aykırı olarak üzerinde haksız bulunan banka hesabına yaptığı ödemelerin geçerli olamayacağını ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ödeme emri tebligatı kendisine ulaşmadan müvekkilinin 16.11.2001 tarihinde kooperatif yöneticileri hakkında usulsüz tahsilat nedeniyle dava olduğu için garantili olması için banka hesabına 196.000.000.-TL yatırdığını, müvekkilinin borcu olmadığını bilerek kötüniyetle bu davayı açan davacı aleyhine % 40 tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının 16.11.2001 tarihinde davacının banka hesabına 196.200.000.-TL ödeme yaptığı, 26.08.2001 tarihli genel kurulda aidatların makbuz karşılığı kooperatif veznesine yatırılmasının karara bağlandığı ancak bankaya yapılacak ödemelere ilişkin bir hüküm bulunmadığı, kooperatif hesabı üzerindeki haciz ve tedbirler haklı değilse yatırılan paraların kooperatif hesabında kalacağı haklı ve kooperatifin borçlarının ödeneceği bu nedenle banka hesabına yapılan ödemenin geçersiz sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddi ile takip miktarının % 40'ı olan 93.200.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif aidatı ve diğer giderlerinin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar icra inkar tazminatı ifadesi kullanılmış ise de, davacı ayrıca ret edilen miktar üzerinden haksız takip (kötü niyet) tazminatı ile sorumlu tutulmuştur. İtirazın iptali davasında, davacının, İİK.nun 67/2 nci maddesinde düzenlenen haksız takip (kötü niyet) tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için, takibinde haksız olmasının yanında kötü niyetle hareket ettiğinin de sabit bulunması gerekir. Somut olayda davacı kooperatifin, genel kurulda alınan, ödemenin doğrudan kooperatife yapılacağı yönündeki karara dayanarak hareket ettiği anlaşılmasına göre, her ne kadar takibinde haksız ise de kötüniyetle hareket ettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. O halde, unsurları oluşmadan davacının haksız takip (kötü niyet) tazminatı ile sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy