(6762 S. K. m. 730/20, 669, 670, 675, 676)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.11.2002 tarih ve 2001/141 - 2002/814 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mustafa K. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Mustafa K. ve Banka hakkında açmış olduğu dava dilekçesinde, davalı Mustafa'nın Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde kimliğini eski bir tarihte kaybettiğini, daha sonra kimliğini bulan şahsın kimlik üzerine kendi resmini yapıştırarak, kendi adına işlemler yapıp, çekler aldığını, iş yeri açtığını, noterden imza sirküleri çıkarttığını ileri sürerek, bu gibi işlemlerin iptali için dava açtığını, oysa gerçek Mustafa K. ile sahtesi arasında danışıklı bir anlaşmanın mevcut olduğunu, davalı E...'ın ise sahte Mustafa'ya çek koçanı vermekle kusurlu bulunduğu, arabası karşılığında çek alan müvekkilinin hacze gittiğinde gerçek durumu öğrendiğini ileri sürerek, ( 500.000.000 ) TL maddi ve ( 250.000.000 ) TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 10.11.1998 tarihli dilekçesi ile S... eski 2.Noteri Ülkü B., 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü, G... Belediyesi Başkanlığı ve Bağ- Kur İl Müdürlüğünü davaya dahil etmiştir.
Davalı ( B.Davada Davacı ) Mustafa K. vekili, banka aleyhine açtığı davada, sahte olarak banka nezdinde oluşturulan hesabın ve bu hesaptan verilen tüm çek karnelerinin geçmişe yönelik olarak iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı E... A..Ş. vekili, müvekkili bankanın Mustafa K. tarafından bankaya ibraz edilen nüfus cüzdanı, noter tanzimli imza sirküleri, Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün vergi levhası gereğince Mustafa K. adına çek hesabı açarak, çek karnesi verdiğini, müvekkili bankanın resmi belgeler göre işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olamayacağını, kaldı ki davacının çeki tahsil edip, edemeyeceğinin belli olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar bilirkişi raporuna nazaran, davacı Taner'in zarara uğramasında bankanın ve Mustafa K.'ın kusursuz olduğu, Mustafa K. hakkında açılan davanın ise mevcut hesabın kendisi tarafından açılmadığı anlaşıldığından kabulünün gerektiği gerekçeleriyle, davacı Taner'in davasının reddine, Mustafa K. tarafından açılan davanın kabulü ile davalı banka nezdinde açılan çek hesabı ile bur hesaptan verilen tüm çek karnelerinin iptaline karar verilmiştir.
Karar, davacı Mustafa K. vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilince, harçlandırılan 10.11.1998 tarihli dilekçe ile noter, Vergi Dairesi, Belediye Başkanlığı ve Bağ-Kur aleyhine dava açılmıştır. Her ne kadar hukukumuzda, mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava yoluyla davaya sonradan taraf dahil etme imkanı bulunmamakta ise de, anılan dahili dava dilekçesinin harçlandırılmış olması karşısında, artık dahili dava dilekçesinde gösterilen davalılar hakkında ayrı bir dava açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece 10.11.1998 tarihli dilekçe ile davalı konumunu alan kişi ve kuruluşlara tefrik kararından sonra yeni duruşma günü tebliğ edilerek, yargılamaya devamla haklarında bir hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy