(6762 S. K. m. 1269, 1278, 1292) (818 S. K. m. 105)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.12.2002 tarih ve 2002/42 - 2002/559 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.07.2003 günde davacı vekili ve davalı vekili gelmekle, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait M... 501 marka delici - kırıcı makinenin davalı sigorta şirketi nezdinde Makine Kırılması Sigorta Poliçesiyle sigortalı olduğunu poliçe süresi içerisinde taş kırma işi sırasında kırılmak suretiyle rizikonun gerçekleştiğini, isteme karşın hasarın teminat içerisinde olmadığı neden gösterilip, hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, ( 19.180 ) USD sigorta bedeli ile zamanında hasarın tazmin edilmemesi nedeniyle ( 10.000.000.000 ) TL kazanç kaybının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ekspertiz raporunda hasar gören parçaların yerli olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz tarihine kadar makinenin üç kez saplama kırılması arızası gösterdiğini, hasarın yerli saplama kullanılmasından kaynaklandığını, proforma faturanın kesin kanıt sayılamayacağını, kazanç kaybının istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, Poliçe Genel Şartları'nın 1 nci maddesi hükmünde teminat kapsamının belirlendiği ve saplama kesmesi ile meydana gelen hasarları kapsadığı ayrıca poliçede yerli yada orijinal parça kullanılacağına dair bir hüküm de bulunmadığından hasarın teminat dahilinde olduğu, kaldı ki, parçaların da, orijinal olduğu, değiştirilmesi gereken parçaların toplam bedeli KDV'siz olarak 16.394 USD ve davacının kazanç kaybının ( 5.000.000.000 ) TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, ( 14.754.60 ) USD'nin fiili ödeme günündeki karşılığı ile ( 5.000.000.000 ) TL kazanç kaybının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ve Poliçe Genel Şartları'nda yerli parçaların teminat dışı olduğuna dair bir hüküm bulunmamasına ve keşfe dayalı bilirkişi raporunda makinenin tüm parçalarının orijinal olduğunun belirtilmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davaya konu poliçenin TL üzerinden düzenlendiği ve sigorta priminin TL olarak ödendiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur.Sigortacıların temin ettiği riziko nedeniyle sorumlu oldukları miktarın gerçek zararla sınırlı olsa da,sorumluluk miktarlarının poliçede öngörülen limit miktarını aşamayacağı da kuşkusuzdur.Bu durumda mahkemece, davacı sigortalının gerçek zararı tespit edildikten sonra,poliçedeki teminat miktarı ve para birimi dikkate alınarak, sigorta tazminatına hükmedilmek gerekirken,bu husus göz önünde tutulmadan, sigortalı emtianın yabancı para ile belirlenen bedeli üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan,Poliçe Genel Şartları'nın 3/e maddesi hükmünde, "hangi sebepten olursa olsun her türlü kâr kaybı ve mali mesuliyetlerin teminat dışı kaldığı"açıkça öngörülmüştür.Bu durumda,davacının kazanç kaybı kalemine ilişkin talebinin teminat dışı kalması nedeniyle reddine karar verilmek gerekirken,gerekçesi dahi açıklanmadan kâr kaybına hükmedilmesi de isabetli olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )No'lu bentte yazılı nedenlerle,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) No'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine,temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy