(818 S. K. m. 61) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2002 tarih ve 2001/719 - 2002/859 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili bankada bulunan hesabına sehven alacak kaydedilen 1.248.000.000 TL havale bedelinden müvekkilince tahsil edilemeyen 1.167.476.453 liranın 13.11.2000 olan haksız iktisap tarihinden itibaren o tarihte müvekkilince uygulanan % 90 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının sebepsiz zenginleştiği ve dava tarihinde temerrüde düştüğü, davacı bankanın kısa vadeli ticari kredilere uyguladığı % 60 cari faizi isteyebileceği gerekçesiyle, davanın dava tarihinden itibaren % 60 temerrüt faiziyle birlikte kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yanlışlıkla yapılan ödeme nedeniyle davalının haksız iktisap ettiği ileri sürülen alacağın B.K.nun 61 vd. maddeleri uyarınca istirdadına ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.12.1997 tarih ve 19/770/1076 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, havaleyi sehven başkasına ödeyen banka, ödediği bedeli sadece ticari işlerdeki temerrüt faizi ile birlikte isteyebilir, diğer ferileri isteyemez. Zira, bu ödeme şekli açıktan kredi kullandırma niteliğinde değildir. Diğer anlatımla, havale alan davalı ile davacı arasında bu işlemde akdi ilişki bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki somut olayın hukuksal niteliği, haksız iktisap olup, bu nitelendirme altında uyuşmazlığın çözümü gerekir.
Öte yandan, yine Dairemiz' in yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda haksız iktisapta bulunan tarafın temerrüde düşürülmesine gerek olmaksızın, haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmelidir.
Somut olayda, davacı 13.11.2000 olan haksız iktisap tarihinden itibaren % 90 oranında temerrüt faizi talep etmiş olup, bu oran karşısında, davacının ticari işlerdeki temerrüt faizini talep ettiğinin kabulü gerekir.Zira, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, ticari işler bakımından 3095 sayılı yasada öngörülen oranda temerrüt faizine talepte bahsedilen faiz oranı aşılmamak kaydı ile değişen oranlarda temerrüt faizine hükmetmek gerekmektedir.
Bu durum karşısında, mahkemece, hükmedilen alacağa haksız iktisabın başladığı tarih olan 13.11.2000 ödeme tarihinden itibaren yukarıda açıklanan oranda temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle dava tarihinin temerrüt faizinin başlangıcına esas alınması ve yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenler, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy