(1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.10.2002 tarih ve 2002/432-2002/558 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın banka alacağına mahsuben satın aldığı taşınmazın tapuya tescilinden sonra davalıların açtığı tapu iptali davası neticesinde tapu kaydının iptal edildiğini, müvekkilinin taşınmaza ait bina ve ek bina vergileri ile çevre temizlik vergilerini ödediğini ileri sürerek, 04.04.2001 tarihi itibariyle faizi ile birlikte 1.025.821.997.-TL. nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının halefi olduğu yüklenicinin kusuru nedeniyle tapu kaydının iptal edildiğini, verginin tahakkuk edildiği tarihte davacının vergi mükellefi olması nedeniyle ödeme yapıldığını, müvekkili adlarına yapılan bir ödeme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, binanın gerçek maliklerinin davalılar olması nedeniyle bina ve ek bina vergisinden davalıların sorumlu oldukları, çevre temizlik vergisinin sorumlusunun ise binanın fiili kullanıcısı davacı olduğu, davalıların temerrüde düşürülmemiş oldukları, davanın ticari bir dava olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 437.174.234.-TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava ilk olarak Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, bu mahkemece 12.12.2001 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, görevsizlik kararı 16-17.01.2001 tarihlerinde taraflara tebliğ edilerek kesinleştirilmiştir. Bu aşamadan sonra görevsizlik kararı veren mahkemenin dosyayı resen görevli mahkemeye gönderme yetkisi bulunmayıp, HUMK. nun 193 ncü maddesine göre karara karşı temyiz süresinin sona erdiği tarihten başlayarak 10 gün içerisinde davacının karşı tarafa görevli ve yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. Aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekecektir. Anılan süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınacaktır.
Somut olayda dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi konusunda tahrik dilekçesinin 02.05.2002 tarihinde verilmiş bulunmasına göre, mahkemece yukarıda açıklanan hükümler uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy