(233 S. KHK. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ödemiş Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.12.2002 tarih ve 2002/473 - 2002/602 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, huzurevinde yaşayan müvekkilinin gayrımenkulünü satarak bedelini davalı bankaya yatırdığını, müvekkilinin faiz getirisi almak için gittiğinde vadeli mevduat hesabındaki parasının sahte belgeler kullanan üçüncü kişilere ödendiğini öğrendiğini ileri sürerek, 17.347.793.424 TL.nin vade sonundan itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, hizmet kusuruna dayanan davaya idari yargıda bakılması ve davacının kendisini dolandıran kişiler hakkında dava açması gerektiğini, müvekkili bankanın bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, banka personelinin görev kusuru için ilgili kuruma karşı idari yargı yerinde dava açılması gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli ve yetkili idare mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının mevduat hesabındaki parasının rızası dışında sahte belgeler kullanan üçüncü şahıslara ödendiğini iddiasıyla uğranılan zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir. Mahkemece uyuşmazlığı çözmekte idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
T.C. Z... Bankası'nın Resmi Gazete'nin 9 Kasım 1984 gün 18570 sayılı nüshasında yayınlanan ana statüsüne göre, bu bankanın KİT olduğu tartışmasızdır. 233 sayılı KHK'nın 4.maddesinde KİT'lerin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu açıklanmış, ekli listede de davalının da dahil olduğu KİT'ler tek tek sayılmıştır. Bu açık hüküm karşısında, davalı bankaya karşı açılan davaların özel hukuk hükümlerine tabi olacağı, bu nedenle davaya genel hükümler çerçevesinde devam edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının davacıya iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy