(6762 S. K. m. 416)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.10.2002 tarih ve 2002/861 - 2002/1033 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı Anonim Şirketteki % 20 oranındaki hissesinin tamamını 31.05.2001 tarihli sözleşme ile diğer davalı Hüsrev Akın'a devir ve temlik ettiğini, ihtarnameye rağmen hisse devrini davalıların şirket pay defterine kaydetmediğini ileri sürerek, davalı şirketteki % 20 payın diğer davalı Hüsrev'e devir ve temlik edildiğinin tespitine, durumun pay defterine kayıt edilmesine ve ticaret siciline tesciline, davalı Hüsrev'in ödemesi gereken devir bedeli olan 200.000 USD.nın faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, anasözleşme hükmü gereği şirketin diğer hissedarlarının yazılı onayı olmadan davalı Hüsrev'in böyle bir anlaşma yapmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının dayandığı "Hisse Anlaşmasının" gerçekte imzalanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirket anasözleşmesinin 7 nci maddesi gereğince hisse devri için diğer ortakların önceden yazılı muvafakatlarının gerekli olduğu, dava konusu hisse devrinden önce diğer ortakların yazılı muvafakatının alınmadığı ve muvafakat temini konusunda talep olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Davacı, davalı A.... Bakır Metal San ve Tic A.Ş'ne %20 oranında hisse ile ortak olduğunu, 31.05.2001 günlü sözleşme ile hisselerin tamamını diğer davalı Hüsrev A.'a devrettiğini, ancak devir bedelinin ödenmediğini ve durumun pay defterine işlenmediğini iddia etmiştir. TTK.nun 416 ncı maddesi hükmüne göre, nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Davalılar vekili de, anonim şirket anasözleşmesinin 7 nci maddesi uyarınca, pay devri için diğer ortakların yazılı onayının gerektiğini, böyle bir onayın ise bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalılar vekilince fotokopisi sunulan davalı şirket anasözleşmesinin 7 nci maddesi "Hisselerin Devri" başlığını taşımakla birlikte, madde metninde "Hiçbir hissedar diğer hissedarların önceden yazılı muvafakati olmaksızın hisseleri üzerinde veya hisseleri ile ilgili olarak hiçbir şekilde bir takyidat oluşturamaz, takyidat taahhüdü altına giremez, takyidat kabul edemez veya meydana gelmesine neden olmaz." hükmü yer almaktadır. Mahkemece, davalı anonim şirkete ait ticaret sicil dosyası celbedilerek, şirket anasözleşmesinde bir değişiklik yapılıp yapılmadığı, dava konusu devir sözleşmesinden başka hisse devirleri olup olmadığı ve varsa bu devirlerin nasıl gerçekleştiği, anasözleşme hükmünün şirket tarafından nasıl yorumlanarak uygulamanın hangi yönde olduğu araştırıldıktan sonra, anasözleşmenin 7 nci maddesinde yazılı "takyidat" kavramının "hisse devrini" de kapsayıp kapsamadığının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-) Kaldı ki; Anonim şirket anasözleşmesine göre devri yasak olan pay senetleri, bu yasağa karşın devir edilirse, devir hususu anonim ortaklık bakımından geçersiz olmakla birlikte, devir eden ile devir alan yönünden devir sözleşmesi geçerlidir. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Mahkemece, hisse devri ve devir bedeli konusunda, 31.05.2001 tarihli hisse devri sözleşmenin taraflarına önel verilerek, bu süre içerisinde sunacakları kanıtlar değerlendirildikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi de doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalılar vekilinin temyizine gelince; Davalılar vekilinin 23.01.2003 tarihli cevabi temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda davalılar vekilinin süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 7.880.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy