(4389 S. K. m. 14/5-a-ab) (2709 S. K. m. 142)
Dava : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.07.2002 tarih ve 2001/1878 - 2002/733 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalılardan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vekillerince ayrı ayrı istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.09.2003 günde davacı avukatı ile davalılar avukatları gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan hisse senetlerini satın aldığı davalılardan Demirbank'ın davalı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 06.12.2001 tarihli kararı ile davalılardan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesiyle hisseler üzerindeki tasarruf yetkisinin Takasbank'ta kendi adına açılan özel hesabından 25.01.2001 tarihinde davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hesabına aktarıldığını, böylece bedeli ödenmeksizin hisse senetleri elinden alınan müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalı Demirbank'ın müvekkilinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan satın aldığı hisse senetlerini ihraç eden şirket sıfatıyla sorumlu olduğunu, davalı Merkez Bankası'nın bankaya el konulmasına yol açan gelişmelerden dolayı sorumlu bulunduğunu, el konulmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun hatalı işlemlerinden kaynaklandığını, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun da hisseleri HSBC Bank'a devretmekle zarara yol açtığını, diğer davalı Yatırımcıyı Koruma Fonu'nun da yatırımcıların zararını gidermekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, ( 1.636.000.000.- ) TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Demirbank ( HSBC ) vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Davalılardan Merkez Bankası vekili, idari yargının görevli olduğunu, zamanaşımından sonra dava açıldığını ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Davalılardan BDDK ve TMSF vekilleri de yargı yolu, husumet ve esastan davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Yatırımcıyı Koruma Fonu vekili, müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin TMSF dışındaki davalılara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile davalılardan BDDK, Demirbank ( HSBC Bank ), T.C. Merkez Bankası ve Yatırımcıyı Koruma Fonu hakkında verilen kararın onanması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalılardan TMSF'ye yönelik temyizine gelince;
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27.05.2002 gün ve 2002/2021 sayılı kararında ayrıntılıca açıklandığı üzere, bir kamu tüzel kişisi olan TMSF'nin kendisine devredilen Demirbank'ın davacı ile aynı durumdaki yatırımcıların hisselerini önce her bir yatırımcı adına Takasbank'ta oluşturulan hesaplarda toplayıp daha sonra mülkiyetini devralması işlemlerinin bu kuruluşun kamu otoritesine ve yetkisine dayalı re'sen ve tekyanlı işlemi niteliği taşımasına, idarenin kamu gücüne dayalı her türlü eylem ve işlemlerine karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesinin gerekmesine, TMSF'nin bu idari nitelikteki tek yanlı işlemleri nedeniyle davacının uğradığını savladığı zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın ancak idari yargı yerinde anılan davalının Bankalar Kanunu'nun 14/5-a-ab maddesiyle tanınan bu yetkisini kullanırken işlem muhataplarına karşı sorumluluğunu gerektirir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanabilecek olmasının zorunlu bulunması karşısında davalı TMSF yönünden de yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu davalı hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalılardan BDDK vekilinin temyiz istemine gelince; harca tabi olan davada temyiz eden BDDK vekili kararı 17.12.2002 tarihinde tebellüğ etmiş ve 15 günlük temyiz süresi ... tarihinde dolduktan sonra ... tarihinde temyiz isteminde bulunmuştur. O halde, süresi içinde temyiz isteminde bulunulmadığından, Hukuk Yargılama Yasasının 434/4 maddesi gereğince temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
4-Bozma içeriği karşısında, vekalet ücretine ilişkin olarak katılma yolu ile temyiz isteğinde bulunan davalılardan TMSF'nin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddiyle davalılardan BDDK, Demirbank ( HSBC Bank ), T.C.M.B. ve Yatırımcıyı Koruma Fonu hakkında verilen kararın ONANMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) davalı BDDK vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, ( 4 ) davalılardan TMSF'nin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalı TMSF'den alınarak davacıya, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak TMSF dışındaki davalılara verilmesine, davalı taraf Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy