(1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2002 tarih ve 2002/343 - 2002/790 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının Türkiye Posta İdaresi ile yaptığı sözleşme gereği Anadolu Yakası'na ait posta dağıtım işini üstlendiğini, müvekkilinin de yapılan anlaşma gereği kendisine ait kamyoneti günlüğü 17.milyon TL üzerinden davalıya kiraladığını ve ayrıca akaryakıt zam farklarının da ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bazı aylara ait toplam 2.142.000.000 TL ücret ve akaryakıt borcunu ödemediğini, icra takibi yapıldığını, haksız itirazı ile durduğunu iddia ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve davacı vekilinin duruşmadaki açıklamalarına göre, alacağın hizmet akdinden kaynaklandığı, iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin göre yönünden reddine, istek halinde görevli iş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, posta dağıtım sözleşmesinden doğan alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HUMK'nun 76 ncı maddesine göre, Hakim, Türk kanunlarını kendiliğinden uygulamak zorundadır. Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle, tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifadeyle, Hakim, bildirilen hukuki sebeple bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Somut olayda, davacı, sözleşme gereği davalının ihale sonucu aldığı posta dağıtım işi dahilinde, ücreti karşılığında kendi aracıyla posta maddelerini taşıyıp, varma noktalarına ulaştırmaktadır. O halde, taraflar arasındaki ilişki taşıma sözleşmesi niteliğinde olup, hizmet akdi olarak kabulü doğru değildir. Zira, akdin ağırlıklı unsuru taşımadır. O halde, tarafların delilleri toplanıp, yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy