(818 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.10.2002 tarih ve 2001/739-2002/1155 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Adana Şubesi'nde mevduat hesabı olduğunu, bu mevduatın banka nezdinde değerlendirildiğini, ancak 20.03.2001 tarihinde müvekkilinin hiçbir yazılı talimatı olmaksızın hesabından davalı tarafından 11.144.572.421-TL. nın kesildiğini ileri sürerek, bu meblağın 20.3.2001 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı BDDK. Vekili, bankanın tüzel kişiliğinin sona ermediğini savunarak, davanın husumet nedeniyle reddini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacının bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptığını ve normalin çok üzerindeki oranda faiz aldığını, müvekkili İktisat Bankası'nın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 15.03.2001 gün ve 198 sayılı kararı ile Bankalar Kanunu'nun 14-3/4 ncü maddesi uyarınca denetim ve yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta fonu'na devir edildiğini, kamusal görev yapan Fon'un normalin üzerindeki faiz oranlarının verilmemesi yönünde uygulama yaptığını, ödemelerde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ortalama faizlerinin esas alındığını, bunun üzerinde gerçekleşen faizin gabin nedeniyle istenemeyeceğini, ayrıca ahlâka aykırı olduğunu, bir yılda alınabilecek faizin bir gecede alındığını savunarak, davanın reddini, karşı dava olarak ise, bankanın tenkise tabi tuttuğu kısmın BK. nun 20 ve 21 nci maddeleri uyarınca kısmi butlanla malûl olduğunun kabulü ile davacıya 11.144.572.421.-TL borçlu olunmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından asıl davanın kabulüne, BDDK hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle reddine, karşı davanın ise subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka tarafından ödenmeyen mevduat faizi alacağının tahsili, karşı dava ise, yukarıda da değinildiği üzere, davacıya tahakkuk ettirilerek hesabına geçiren O/N (Over Night) faiz alacağının aşırı bölümünün gabin, ahlaka ve hukuka aykırılık nedenleriyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin batıl olduğu iddiası ile davalı-karşı davacı Bankanın asıl davada istenilen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı-karşı davacı Banka dava dilekçesinde davacı-karşı davalının dava dışı 37 kişi ile birlikte grup oluşturarak grup faizinden yararlanmak suretiyle yüksek faiz geliri elde ettiğini ileri sürmüşse de mahkemece ekonomik krizin en üst seviyede bulunduğu 20.02.2001-13.03.2001 tarihleri arasında davacı-karşı davalının grup oluşturarak yüksek oranda faiz aldığına ilişkin herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi bilirkişilerde aynı konuda değerlendirme yapmamışlardır. Öncelikle davalı-karşı davacı Banka'nın bu iddiaları konusunda delillerinin istenerek gerekirse banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınacak bilirkişi raporuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Grup oluşturma iddiasının ve yüksek faiz alma olgusunun kanıtlanması halinde, yine davalı-karşı davacı Banka vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, açıkça ekonomik kriz nedeniyle Bankanın müzayaka halinde bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin gabin, ahlaka ve hukuka aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak, dosya üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda, sözleşme serbestisi ilkesi gereği bankanın tek taraflı olarak faiz oranlarının yüksek olduğunu gerekçe göstererek, tahakkuk ettirilen faizi geri alamayacağı belirtmekle, yetinilmiş olup, müzayaka halinin bulunup bulunmadığı bakımından banka kayıtları üzerinde yeterli bir inceleme yapılmadığı gibi, mahkemece de bu konuda gerekçeli kararda yeterli bir değerlendirme yapılmamıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi, karşı dava dilekçesinde davalı-karşı davacı Bankanın müzayaka halinde bulunduğu açıkça ileri sürüldüğü gibi, davacı tarafa sözleşmede öngörülen faiz miktarının aşırı görülen kısmının ödenmemesi, davalı-karşı davacı Bankanın dönme iradesini gösterir.
Bu nedenle BK.nun 21. maddesi hükmü uyarınca mahkemece, tahakkuk ettirilen (Over Night) faiz oranlarının öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde daha sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen bankalar dışındaki banka ve aracı kurumların bildirdiği repo, ters repo ve O/N faizlerinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda araştırılarak aşırı olup olmadığı, diğer bir deyişle, sözleşmede edimler arasında açık bir dengesizlik (objektif unsur) olup olmadığı, şayet bir nispetsizlik var ise, bunun bankanın o tarihlerde içerisinde bulunduğu koşullara göre, müzayakadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda (sübjektif unsur), banka kayıtları üzerinde ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku sahalarında uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne, karar verilmesi yerinde bulunmadığından, davalı-karşı davacı Banka vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına, karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı Banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy