(4389 S. K. m. 20/6) (6762 S. K. m. 434)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2002/55-2002/788 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin Balıkesir Şubesi'nde müvekkilinin 26, 27, 17 nolu vadeli hesaplarındaki paranın, 18 ve 19 nolu cari hesaplara aktarılması talimatının, davalıya 05.02.2001 tarihinde ulaştırılmasına rağmen, yerine getirilmediğini ileri sürerek, talimat gereğinin yerine getirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrulusunda, davacının 26 ve 27 nolu hesapların cari hesaba aktarılması talebinden feragat ettiğini 10.02.2001 günü davalının bankacılık faaliyet izninin kaldırılması nedeniyle davalının 17 nolu hesaba ilişkin işlem yapmasının artık mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın feragat ve esas yönlerinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı A.Ş.ndeki kâr ve zarara katılma şeklindeki 17, 26 ve 27 nolu vadeli hesaplarındaki parasının, cari hesabına aktarılması talimatının davalı tarafından yerine getirilmesine karar verilmesi istemine ilişkin olup, feragat edilmeyen 17 nolu hesaba ilişkin davanın esastan reddine yönelik hüküm bölümü temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından yerine getirilmeyen talimatın 5.10.2001 tarihinde davalıya ulaştığı çekişmesizdir.
BDDK'nun dosyada mevcut 10.02.2001 tarihli kararında, "4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 20 nci maddesinin 6 numaralı fıkrası hükmüne istinaden ( davalının ) faaliyet izninin kaldırılmış olması nedeniyle, 6762 sayılı TTK.nun 434 ncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ( davalının ) münfesih olduğu, TTK.nun ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin tesisine başlanmasının gerekli bulunduğu" belirtilmiş olup, davalı A.Ş.nin yönetim ve denetimi TMSF'na devredilmemiştir.
Davalı A.Ş., tasfiye haline girmiş olup, davacının temyize konu talimatının tasfiye prosedürü içerisinde yerine getirilmesine fiili ve hukuki bir engel bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemenin, davalının 17 nolu hesaba ilişkin işlem yapmasının artık mümkün bulunmadığı şeklindeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Davacının, zarara da katılması gereken hesaptaki parasını, zarara katılması gerekmeyen cari hesaba aktarılmasını istemesinde hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.
Bu durumda, davalının gerek talimatının ulaştığı tarihte, gerekse BDDK.nun karar tarihinden sonra talimat gereğini yerine getirmesine bir engel bulunmadığı ilke olarak kabul edilerek, mahkemece, kâr ve zarara katılma hesabının kapatılması koşullarını 9 ncu madde altında düzenleyen hesap cüzdanında yazılı esasların üzerinde durularak, 17 nolu hesaba ilişkin davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 17 nolu hesaba ilişkin verilen hüküm bölümünün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy