(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 21) (2709 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 5.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.10.2002 tarih ve 2002/481 - 2002/1355 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracı 2 gün için sigorta ettirenden kiralayan davalının, bu süre içinde aracı kullanırken başka bir araca çarparak kaskolu aracın hasarlanmasına neden olduğunu, 432.000.000.-TL hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-Mahkemece belirlenen duruşma günü ve dava dilekçesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 21 nci maddesi uyarınca davalının adresinde bulunmama nedeninin araştırılmaması, bu yönde bir açıklamaya yer verilmemesi, ihbarnamenin kapıya yapıştırılmamış olması nedenleriyle usulüne uygun tebliğ edilmemiş olup, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonunda sorumluluğuna hükmedilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması doğru olmamıştır. Zira,1982 Anayasasının 36 ve HUMK.nun 73 ncü maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, dava, TTK.nun 1301 nci maddesine dayalı kasko rücu davasıdır.
Halefiyete dayalı böyle bir davanın koşullarından biri de, davacının sigortalısının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olmasıdır.
Davalı, davacının sigortalısınca kedisine verilen kart vizitin arkasında,dava konusu hasar bedelinin tahsil edildiğine ilişkin yazı bulunduğunu temyiz dilekçesinde ilk kez ileri sürmüş ve buna ilişkin fotokopiyi ibraz etmiştir. Böyle bir ödeme varsa, davacının davalı aleyhine rücu hakkı doğmayacaktır. Bu durumda, davacının, rücu hakkını ihlal eden sigortalısı aleyhine TTK.nun 1301/2 nci maddesine dayanarak, dava açması mümkün olacaktır.
Mahkemece, davalının temyize eklediği belge de tartışılarak, savunması üzerinde durulmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir..
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy