(818 S. K. m. 53) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kartal Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.09.2002 tarih ve 2002/384 - 2002/557 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ahmet Yıldırak vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların sürücü ve maliki bulundukları aracın, tam kusurlu olarak müvekkiline kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araca çarpması sonucu oluşan hasarın sigortalıya tazmin edildiğini, rücu koşullarının oluştuğunu iddia ederek, 6.495.000.000.-TL tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı Ferhat Dağ hakkındaki davada atiye terk edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 6.495.000.000.-TL.nın davalı Ahmet Y.'tan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Ahmet Y. vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortasına dayalı rucuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davasını TTK.nun 1301 nci maddesinden doğan halefiyet hakkına istinaden açmıştır. Bu tür dava, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Dolayısıyla, açılan dava esas itibariyle bir tazminat davasıdır. Davacı, klasik bir tazminat davasında olduğu gibi kusur ve zararı ispat etmek zorundadır.
Mahkemece, davalının aracının sürücüsünün tam kusurlu olduğunu açıklayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun özellikle de kusur bakımından yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Rapor, tamamen kaza tespit tutanağındaki açıklamalar esas alınarak oluşturulmuştur. Oysa, hazırlık tahkikatı aşamasında alınan tanık ifadelerinde ise kazanın daha farklı gerçekleştiği açıklanmıştır. Bilirkişice, dosyada mevcut ifadeler hiç değerlendirilmemiş, raporda itibar edilmeme sebepleri de gösterilmemiştir. O halde eksik incelemeye dayalı, hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu nazara alınarak hüküm kurulamaz. Dosyada sigortalı aracın kullanıcısının öldüğü otopsi raporundan açıkça anlaşılmaktadır. BK.nun 53 ncü maddesi hükmüne göre her ne kadar ceza mahkemesindeki kusur oranı hukuk hakimini bağlamaz ise de, somut olaya göre kusurun belirlenmesi için ceza dosyasından da faydalanılmalıdır. Dolayısıyla, davacının, kusur oranına göre gerçek zararını zarar sorumlusundan isteyebileceği de dikkate alınarak, olayla ilgili ceza dosyası celbedilmeli, tüm kanıtlar ışığında yeniden kusur oranı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy