(556 S. KHK. m. 7)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.09.2002 tarih ve 2001/439-2002/521 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.05.2003 günde davacı avukatı İlker Peksezer gelip, davalı tebligata rağmen gelmeğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Sanal Market" marka başvurusunun davalı tarafından reddedildiğini ileri sürerek, ret kararının iptalini ve markanın tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adlandırmaların marka olarak tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, 556 sayılı KHK.nun 7.maddesi uyarınca ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adlar ve işaretlerin doğrudan doğruya markayı yada markanın esas unsurunu oluşturmayacakları, ayrıca bu ibarenin davacı tarafça ilk olarak kullanıldığı ve ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair TPE kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu karşı davacı tarafça, markanın ilk olarak kendilerince tanıtıldığı kullanıldığı ve bu suretle ayırt edicilik kazandığı itirazı yapılmış ve bu konudaki deliller belirtilmiştir.
Mahkemece, davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar şekilde ek rapor, ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerekirken, davacının markaya ayırt edicilik kazandırıldığı iddiası üzerinde durulmayıp, eksik inceleme ve yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy