(1163 S. K. m. 16, 27)
Taraflar arasında görülen davada Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2002 tarih ve 2002/311 - 2002/707 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK.nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin parasal edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihraç edildiğini, oysa kooperatife borcunun bulunmadığını ileri sürerek ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın süreden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacıya çıkarma kararının 28.05.2001'de tebliğ edildiği, davanın yasa ve anasözleşmede öngörülen 3 aylık süre geçtikten sonra 07.06.2002'de açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklıktan ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 18.05.2001 tarihli ihraç kararı, 23.05.2001 tarihli ihtarname ile bizzat davacının kendisine 28.05.2001 tarihinde tebliğ edilmiş, mahkemece 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 07.06.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, yargılama sırasında 24.10.2002 tarihli dilekçesinde ihraç kararının müvekkiline tebliğ edilmediğini, tebligat parçasındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi yapılması gerektiğini ve davanın süresinde açıldığını belirtmiştir. Mahkemece davacı tarafın bu iddiası üzerinde durularak anılan tebligat parçası ve ihtarnamelerin tebliğ edildiği, tebligat parçalarının getirtilip, davacı asil bu konuda isticvap edilerek gerek görüldüğünde imzanın davacı asile ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilini sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy