(6762 S. K. m. 508, 1281) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2001/1448 - 2002/1019 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kasko sigortalı aracının, dava dışı kiracısınca bir haftalığına kiralandıktan sonra iade edilmediğini, davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 4.000.000.000.-TL.nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, emniyeti suistimal eylemi sonucu oluşan zararların teminat kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, aracın davacının rızası hilafına elinden çıktığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, dava konusu zararın, kasko sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK.nun 1281/1 nci maddesi hükmüne göre, harp ve isyan olayları dışında kalan her türlü riziko, sigorta teminatı içinde ise de, aynı maddenin 2 nci fıkrasında teminatın sözleşme ile sınırlandırılmasının da mümkün olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Nitekim, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın sigortanın kapsamını ve konusunu belirleyen A-1 maddesine göre kazalar, üçüncü kişilerin kötü niyetli davranışları, aracın yanması ve aracın çalınması veya çalınmasına teşebbüsten doğan zararlar bu sigortanın konusunu oluşturmaktadır. Bu belirlemeden açıkça görüleceği üzere, TCK.nun 508 ve onu izleyen maddelerinde düzenlenen emniyet suistimal eyleminin, kasko sigortasının konusunu oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Aynı Genel Şartların teminat dışı halleri düzenleyen A.5 maddesi de A-1 maddesini doğrulayacak ve tamamlayacak şekilde sevkedilmiştir.
Emniyeti suistimal eyleminde, malik veya zilyed rıza ve isteği ile malı verdikten sonra kendisine iade edilmemesi sonucu zarar doğmakta, hırsızlıkta ise başlangıçta bir teslim olmadan, rıza dışında mal alınıp götürülmektedir. Davacı, kaskolu aracın kiracısı tarafından kendisine iade edilmediğini ileri sürmüş olup, bu iddiaya göre, kiracının eylemi, davacı kiralayana karşı emniyeti suistimal suçunu oluşturmakla, davacının bu şekilde oluştuğunu iddia ettiği bu riziko, kasko sigorta teminatı kapsamında değildir. Mahkeme ise, aracın götürülmesini hırsızlık olarak nitelendirmiş olup, olayı teminat kapsamında kabul etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy