(1163 S. K. m. 59)
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.10.2002 tarih ve 2001/975 - 2002/877 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Şerafettin Atlı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin yetkisi süre olarak sona eren yönetimince, davalılardan Şerafettin lehine düzenlenen bononun, diğer davalıya ciro edildiğini, her iki davalının bir hizmet ya da mal vermediğini ve kötüniyetli olduklarını, davalılardan Hasan'ın takip başlattığını ileri sürerek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Şerafettin yazılı olarak, Hasan ise duruşmada beyanda bulunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, bir yıllık görev süresi dolduktan ancak sonraki seçim yapılmadan önce kooperatif yöneticilerinden ikisinin keşide ettiği bononun geçersiz olduğu, zira süresi sona eren yöneticilerin, yenilerin göreve başlamasına kadar ancak mutad işlemler için yetkili oldukları, borçlandırıcı işlemler yapamayacakları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Şerafettin temyiz etmiştir.
Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı kooperatifin 04.07.1999 tarihli genel kurulunda bir yıllığına seçilen yönetiminin, 30.09.2000 tarihli genel kurulda yeni yönetimin seçilmesinden önce 25.09.2000 tarihinde keşide ettiği bono iki imzalı olup, davalılardan Hasan bononun son hamili, kararı temyiz eden Şerafettin ise lehdarıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle dava reddedilmiştir. Oysa, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59/1 nci maddesi hükmü karşısında, böyle bir yönetimin, kooperatifin amaç ve konusunun gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir. Bu durumda, mutad işlem-borçlandırıcı işlem ayrımı yapan mahkemenin, yazılı gerekçesindeki ilkede isabet bulunmamaktadır.
Somut olayda, davalılardan Şerafettin, davacı kooperatifin kayıtlarından oluşan yazılı deliller sunmuş olup, o yer Belediye Başkanlığı'nın mahkemeye verdiği cevabi yazıda ise, bu hizmetin başkası tarafından yerine getirildiği bildirilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, açıklanan bu çelişki üzerinde durularak, taraf delillerinin tartışılması, Şerafettin'un savunduğu hizmeti verdiğinin kabulü halinde, bono bedeli 3.250.000.000.-TL.nın bu hizmetin makul karşılığı olup olamayacağının belirlenmesi, davacı kooperatifin temyiz eden davalı Şerafettin'e borçlu olduğu ya da olmadığı miktarın bu çerçevede tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilkede yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile ve eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalılardan Şerafettin'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy