(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 9, 21)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2002/503 - 2002/669 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, TTK. nun 1301 nci maddesi gereğince sigortalıya ödenen 12.650.000.000.-TL. nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hanife ve İlker A., yetki itirazında bulunarak davanın usul ve esastan reddini istemişlerdir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, haksız fiilin vukuu bulduğu ortak yetkili mahkemede davaya bakılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine talep halinde karar kesinleştiğinde dosyanın Devrek Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 1301 nci maddesine dayanılarak açılmış rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılar Hanife ve İlker A.'nın yetki itirazı kabul edilerek ortak yetkili mahkemede davanın görülmesi gerektiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
HUMK. nun 9/2 nci maddesinde davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir denilmektedir. Yine aynı Yasa'nın 21 nci maddesinde ise haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir hükmü yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeler ve Hukuk Genel Kurulu'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11 - 1105 Esas ve 1102 Karar sayılı ilamına göre, bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Olayda davanın, davalılardan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı'nın ikametgahı mahkemesinde açıldığı ve HUMK. nun 21 nci maddesindeki yetki kuralının genel yetki kuralını ortadan kaldıracak nitelikte kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralı olmadığı, davacının seçimlik hakkını kullanarak davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açtığı gözetilerek davalıların yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy