(1086 S. K. m. 9, 21) (2918 S. K. m. 110)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.03.2002 tarih ve 2002/53 - 2002/100 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kasko sigorta poliçesi yapılan araca davalılar tarafından verilen zararın rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Salim D., icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davalı adresi ve haksız fiil yerinin Osmaniye olduğu, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle, takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı Salim D.'in icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz benimsenmek suretiyle takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine kararı verilmiştir. Bilindiği üzere, ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi ( HUMK. 9, II.C.1 ) aynı kanunun 21 nci maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 ncu maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, zorunlu ve ihtiyari sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hem de HUMK.nun 9 ncu maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de, dava açılabilir. 2918 Sayılı Kanun'un 110 ncu madde son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp davacıya tanınan bir seçimlik haktır.
Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme veya icra dairesi varsa, davacı, bu mahkemelerden veya icra dairelerinden birinde dava açmak veya takipte bulunmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını veya icra takibini bu genel ve özel yetkili yerlerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir yerde açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Yargıtay'ın kararlılık gösteren uygulamasında da davada Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısının yer alması halinde, sigorta rücu davasının bu davalının ikametgahında da açılmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. ( Bkz.Y.H.G.K. 15.10.1997 gün E:11/616 K:842, Y.4.H.D. 01.03.1990 gün E:11857, K:1827, Y.11.H.D.nin 28.01.1997 gün E:9027 K:367, Y.H.G.K. 25.12.2002 gün 2002/11-1105E, 1102K )
Somut olayda davalı sigorta şirketinin adresi dava dilekçesinde ve dosyada bulunan poliçede Gayrettepe olarak gösterilmiş ve dava dilekçesi bu adreste tebliğ edilmiştir. 2918 Sayılı Kanun'un 110 ncu maddesine uygun olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı'nın ikametgahı mahkemesinde icra takibi yapılmış bulunmasına göre, mahkemenin vardığı sonuç doğru görülmemiştir.
O halde icra takibi yetkili icra dairesinde açılmış olup, davalı Salim D.'in yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy