(1163 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2002/287-986 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı Koop. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife ait inşaat halindeki dairelerden birini satın alarak ortak olduğunu, kooperatif adına yöneticisi olan diğer davalının imzaladığı sözleşmeyle dairenin 31.12.2001'e kadar teslim edilmemesi halinde aylık ( 2000 ) USD cezai şart ödeneceğinin taahhüt edildiğini, teslim taahhüdünün yerine getirilmemesi üzerine gönderilen ihtarnamenin sonuç vermediğini ileri sürerek, Ocak 2002 için ( 2000 ) USD'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden T. Mete'ye husumet yöneltilemeyeceğini, deprem ve ekonomik kriz nedeniyle inşaatın öngörülen zamanda tamamlanamadığını, protokolün geçerli olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, protokolün diğer ortaklardan ayrı bir düzenleme içerdiği, hükümlerine kooperatif ve yönetim kurulunun vakıf olduğu, diğer hükümleri uygulandığından icazet ve muvafakat edildiği, bu nedenle cezai şarttan kooperatifin sorumlu olduğu, teslim taahhüdünün mücbir sebeplerden dolayı yerine getirilmediğinin ispat edilemediği sonucuna varılarak davanın davalı kooperatif bakımından kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatife ait inşaat halindeki fazla dairelerden birinin davacıya tahsisine ve belli bir tarihte teslimine, teslim taahhüdüne uyulmaması halinde her ay için ( 2000 ) USD cezai şart ödenmesine ilişkin protokole dayalı cezai şart ödenmesine ilişkin protokole dayalı cezai şartın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacıya daire satışı-tahsisi yolu ile kooperatif ortaklığı kazandıran protokol davalı kooperatif adına yönetim kurulu üyelerinden diğer davalı tarafından imzalanmıştır. Her şeyden önce, yönetim kurulu üyelerinden birinin imzası ile verilen bu taahhüt imza sirkülerine göre davalı kooperatifi bağlamaz. Mahkemece gösterilen gerekçede olduğu gibi, diğer kooperatif ortakları ile olan ilişkiden farklı hükümler içeren bu protokolün içeriğinin taraflar arasındaki ilişkinin cereyanı boyunca diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından öğrenilmesine rağmen, karşı çıkılmaması nedeniyle icazet ve muvafakat verildiği kabul edilse bile, yine de protokol hükümleri kooperatifi bağlayıcı sonuçlar doğurmaz. Çünkü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca kooperatif ortakları bu kanunda kabul edilen esaslar dahilinde hak ve yükümlülüklerde eşittirler. Diğer ortaklardan farklı olarak davacıya karşı cezai şart ödeme ve belli bir tarihte daireyi teslim taahhüdüne girilmesinin kooperatifi bağlayıcı olabilmesi için, önceden kooperatifin en üst temsil ve icra organı olan genel kurulca yönetim kuruluna bu konuda açıkça yetki verilmesi veya böyle bir işlemin, somut uyuşmazlıkta özel protokolün sonradan onaylanarak geçerlilik kazandırılması zorunludur. Dava konusu istemin dayandırıldığı, protokol ise böyle bir genel kurul izni veya icazeti ile geçerlilik kazanmamıştır. Davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalı kooperatif vekiline verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy