(2918 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Turgutlu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2001 tarih ve 2001/63 - 2001/448 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Mesut K.'nın aracının müvekkil şirkete trafik poliçesi ile sigortalı olduğu sırada diğer davalı sürücü Kazım K. tarafından ehliyetsiz olarak kullanıldığı ve meydana gelen kazada aslı kusurlu bulunduğunu, karşı araçta meydana gelen hasarın müvekkilince ödendiğini, ödenen bedelin tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalıların itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketinin kusur oranına bakılmaksızın rücu etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle 744.520.000 TL asıl alacak üzerinden, 31.05.2000 tarihinden itibaren işleyecek faiz hesabı suretiyle takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sigortalı aracın ehliyet belgesine sahip olmayan kişi tarafından kullanımı sırasında meydana gelen zararın 3.kişiye ödenmesi nedeniyle bu bedelin Karayolları Trafik Kanunu 95 ve Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları 4/c maddesine dayalı olarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketinin aracın ehliyetsiz kullanılmış olması nedeniyle bu aracın neden olduğu kaza sonucu 3. kişiye ödenen sigorta tazminatını talebe hakkı bulunmaktaysa da, bu talebi sigortalı aracın kusur oranına isabet eden miktarla sınırlıdır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda sigortalı aracın % 75 oranında kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece bu orana isabet hasar bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekirken, sigorta şirketince 3.kişiye yapılan ve kusur oranını aşan fazla ödemenin de sigortalıya yükletilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı sigortalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davaya konu olayda, sigortalı araç ehliyetnamesiz kimsenin kullanımından iken rizikonun gerçekleşmiş bulunmasına göre, KTK'nun 95 inci ve Poliçe Genel Şartlarının 4/2 maddeleri gereğince sigortacının davalılardan sigorta ettiren Mesut K.'ya karşı rücu hakkını kullanması mümkün olup, sigorta sözleşmesinin akidi olmayan ehliyetnamesiz sürücüye yönelmesi mümkün değildir. Buna göre davalı Kazım K. sigorta ettiren olmadığından sözleşmenin tarafı da değildir. Bu durumda mahkemece bu davalı hakkındaki davanın pasif sıfat yokluğu ( husumet ) nedeniyle reddi gerekirken bu davalının da sigorta ettirenle birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı Kazım yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı Mesut yararına, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı Kazım yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy