(1086 S. K. m. 388, 428, 432) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 22. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2002/316 - 2002/580 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Yurdanur Ş. ve davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kasko sigorta poliçesi yapılan araca davalılar tarafından verilen 1.247.390.000.TL. zararın rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.181.030.000.TL.nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, -davalı sigorta şirketi vekili ile davalı Yurdanur Ş. temyiz etmiştir.
1-Davalı Yurdanur Ş.'a gerek dava dilekçesi ve gerekse mahkeme kararı Tebligat Kanununun 35.maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432.maddesine göre temyiz süresi onbeş gündür. Mahkeme kararı anılan davalıya 25.12.2002 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından karar onbeş günlük temyiz süresinin geçirilmesinden sonra 18.02.2003 tarihinde temyiz edilmiş olmakla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/4 maddesi uyarınca süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
H.U.M.K.nun 388.madde hükmüne göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin ne olduğu hususunu ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141/3 maddesi de mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü özellikle, bilirkişi raporunun ikili olarak düzenlenmiş bulunmasına göre hükme esas alınan kusur oranına hangi gerekçelerle itibar edildiğinin açıklanmamış bulunması nedeniyle H.U.M.K.nun 388.maddesindeki hususları taşımamaktadır. O halde yukarıda açıklanan maddeleri hükümlerine uygun olmayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Yurdanur Ş.'un temyiz isteminin H.U.M.K.nun 432/4 maddesi gereğince REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı sigortaya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Yurdanur Ş.'a iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy